Gruplarınızı Görmek İçin Üye Girişi Yapın
GEÇİN BUNLARI
Bir milleti anlatamaz!
Ne kaşında, ne saçında renkleri.
Herkes de var; siyah, beyaz, sarı...
Göremezsin farkı, hepsi Allah ayeti.
Kabul et artık! Değişmez gerçekleri.
Bir milleti anlatamaz!
Basarken yere, yürüyüşünde ki endam.
Hepsi iki ayak; gerek bir çift çapula.
Rugan yerine, döner misin çarığa?
Hadi görelim; meydan oku bu çağa!
Bir milleti anlatamaz!
Ne bıyık, ne de sakal uçları.
Haham, papaz, rahip;
Görmedin mi patriği?
Herkes de var, geçelim biz bunları...
Bir milleti anlatamaz!
Ne kıyafet, ne de yazı harfleri.
Yüz yıllardır paylaşıldı her biri...
Yeterki edepli olsun, üzerindeki giysi.
Bunlar insanlığın, ortak değerleri...
Hep söylendin, hukuk Avrupa’dan.
Hadi bahset bize şu mevzuattan.
Biraz olsun anlıyorsan “kavgadan”
Medeniyetten, ticaretten, usulden;
Bulamazsın farkı, çıkamazsın içinden.
Hadi sor, itiraz eyle!
“O anlatmaz, bu anlatmaz niye? ”
“Pekiyi bir milleti ne anlatır kardeşim? ”
Cevabım: Elbet dilim, elbet lisanım...
Manası bizdendir, o sözcükler bizim...
Tutturdun bir şapka, birde Latin harfleri!
İster sarık giy, ister Frenk fesi.
Önemli olan o kafanın içi.
Dilin Türkçe, sermayen akıl olsun;
Boş laflar etme! Teferuattır gerisi.
Dil beni anlatır; bilim sanat, gücümü.
İsterdim ikibin yıl önceki;
Orhun Anıtı’nda, o güzelim harfleri.
Hiç laf etmiyorsun; ne Arabi ne Farsi
Dilim de ki o bin yıllık hasarı...
Türkülerim, nakışlarım, folklorüm...
Hepsi bizi anlatır, elbet görüyorum.
Dil olmadan nasıl doğar?
Nasıl yaşar? Soruyorum.
Nakşeder her birini ilmek ilmek
Aktarır nesilden nesile, tarihe kaydederek...
Mustafa BULAN
Pendik/16.08.2019