Gruplarınızı Görmek İçin Üye Girişi Yapın
SARIKAMIŞ'A SERZENİŞ
Binlerce kişiyi buza döndürdün...
Etmedin mi bundan ar Sarıkamış ?
Nice ocakları yıktın, söndürdün...
Kalp bağlar mı böyle bar Sarıkamış.
Hiç acımadın mı körpe serlere ?
Boranla, tipiyle yıktın yerlere !
Cihana sığmayan Mü'min erlere...
Ettin o dağları dar Sarıkamış.
Derin buz vadiler kaşın çatınca,
Soğuk hançer olup kalbe batınca !
Mehmet ALLAH deyip kara batınca...
Basmadı mı seni har Sarıkamış.
Askerim kırmaya giderken Rus'u,
Onlara sen nasıl kurarsın pusu ?
Yok mu sende söyle ALLAH korkusu...?
Bunca can alır mı kar Sarıkamış.
Sesin neden çıkmaz, ne diye boğuk ?
Güneş nerde o gün, nereye doğuk ?
Aslı ateş ama: görüntü soğuk...
Yığdın gönüllere par Sarıkamış.
Açma insanlıkla sakın arayı !
Karı erit ordum görsün karayı !
Bunlar Türk ordusu azmış yarayı...
Diyen olmadı mı sar Sarıkamış.
Zulmü yakıştırdın kendi kendine !
Keşke dur deseydin azgın fend'ine !
Kar kefenli şehit aktı bendine...
İstemem ben böyle şar Sarıkamış.
Şehitlerin haya, ar benizinde.
Tipiden tozan toz var genizinde.
O gün insaf edip kar denizinde...
Olamaz mı idin tar Sarıkamış.
Tüm orduyu teslim aldın mı sayıp ?
Kaç yiğit bulundu, kaç şehit kayıp ?
Sana yakıştı mı bu büyük ayıp...?
Nasıl bir insafın var Sarıkamış.
Kimin emrindeydin, kime köleydin ?
Yarısı sağ kalsın diye böleydin !
O gün onlar gibi sende öleydin...
Olmadın sıcak dost, yâr Sarıkamış.
Cumali duyulmaz sanma çağrımız,
Yüz yıldır dinmedi gönül ağrımız !
Yanmazdı belki de şimdi bağrımız...
Olsaydın bir kaç gün zar Sarıkamış.
Par: alev.
Fend: hile, yalan dolan.
Şar: şehir, belde.
Tar: ağaç kütüklerinin birbirine bağlanmasıyla oluşturulan sal.
Zar: ince perde, örtü
Şu da bir gerçek ki:
ALLAH o gün öyle dilediği için onca askerimiz şehit olmuştur.