Anadolu Şiir Antoloj ... Mesaj Detayi Antoloj ...

Gönderen: Haydar Metin
Tarih: 13.06.2018 15:49
Konu: Yağ yağ Yağmur!

Yağ yağ Yağmur!

Etek üstünde elleri,
laf edemez dilleri,
önlerinde erkekleri,
Dedeleri, Palamut altında ki Yatırda,
bir Seyid yatıyor diyesiymiş!
Ve şimdi Şefaat bekliyor ululardan,
etrafında duayla dönen, bilhassa Erkekleri!

Hava öyle sıcak ki,
Arpalar nerdeyse yetti yetecek,
lakin boyları hala Güdük..
Toprak, Gölge yerlerden buhar salıyor Güneşe..

Ahmet dayı dikilmiş Gençlere, dert yanıyor!
"Ula yavrum daha Ağustos gelmeden, Anızlarda otlar kurudu“
Önde Ali Hoca, geride köylüler tüm itikatıyla elleri havada,
ayaklarını toprağa sürterek yalvarıyorlar;
“ Yaarabbiii, Yağmurunu esirgeme bizden, telef olduk susuzluktan“

Çekirge sesleri, tarla istilasına davet ediyor sanki,
Tek ağaç gölgesine sıkışan sahiplerini!
Yüzünü terini, kolları ve keteniyle silenler
Naylon Torba ve Çentelerden, Azıklarını sofraya serdiler.
Oturanlardan en çok Mahmut emmi şikayetci..
Romatizmadan on senedir müzdarip!
Kuru ekmeği katığa banarak yutuyor Yaşlılar,.
Karnı doyan, şükürle göğe bakıp bir umut diyor!
Mavilikte ne Bulut, ne ot sallayacak Yel var!
Bozkır her yıl kendi kendini büyütüyor buralarda…
Ingilizce yazılı T Shirtleriyle yüzünü yelleyen gençler
Bir yolunu bulup eve kaçmanın telaşesindeler!!

Kemal Öğretmen, alim ve dokunaklı birisi..
Alnından yanağına, Göz bebeğine inen bıçağın kini var yüzünde!
Bir akşam eve dönerken, Usturalı el degdi sokağına!
Ağzında laf sabreder, döküldükce heyecan verirdi.
Zaten, Ajitasyonuna yedi yıl kesmisti 12 Eylül!
“Arkadaşlar, inancınıza sayğı duyuyorum,
lakin Yagmur böyle yağmaz!
Almanya ya haftada yağması Ormandandır!
Meşe, Gürgen, Selvi, Çam gerek Dağa Taşa..
Yanda oturan Paşa,
laf veriştiriyor Hışımla!
Ayaga kalktı öfkesi burnunda,
tehlikeli laf etti boyunca!
“Bu pis herif yüzünden yağmıyor, ölsede kurtulsak!“
Elinde ki Meşe sanki emir aldı!
Havada daire çizen Değnek,
Öğretmenin sırtına öyle indiki,
Sofrada ki Yarma aşının içine, yüzüstü kamandı!

Ortalık karıştı yekten!
Yekinen kalktı yerinden,
Kadınlar saç saça
Erkekler baş başa birbirine girdiler!
Köyün büyükleri, zorla yatıştırdı ortalığı..
Kan bulaştı Tencereden Kazana,
Yaglı Yumurta dan Yufkaya!

Yola inen dert yanıyor, Kasabadan gelen Askere.
“Aklınız başınıza gelsin, iki saat yürüyünde
Sulakyurt´a varana dek“ dedi herkese!
Kaburgası kırılan Öğretmeni,
Jipe atıp götüren Emin Başcavuş..

Karakolda muamele görenler
verdi veriştirdi tabanı şişen Paşa´ya;
“Lan Gobel, nalet olsun seni doğuranada dokuyanada,
sanki Taşla doldurduk boklu kuyunu!

Yağmur ne zaman mı yağdı?
Herhal, On hafta sonra...
O vakit, Rahmet öyle yağdı öyle yağdı ki,
Köylü nerdeyse yağmasın diye duaya çıkacaktı!
Sel ilkin kendi yatağına vurdu!
Ali Ekber‘in Danası
Zöhre kadının Anası
Salim`in kurumuş Ayvasını,
Süpürüp götürdü yazıya doğru!
Ögretmenin beli, daha yeni dogruldu.
Felakete baktıkca içi burkuldu!
Emirdi sesi, “Yeter, kesmeyin şu koruluğu!“
“Bize Yeşillik, Orman şart efendiler!“
Bu devirde Yağmur duası haa?!
Paşa, ortalığı geren bu adama,
neler sövdü neler içinden!
Senin Yeşilinede ,
Ağzında dişinede!!

Çocuklardı iki adım ötede,
kavgaya durmadan,
birbirine vurmadan
bağıraaa bağıraaa oynayanlar!!

Yağ yağ yağmur,
Teknede hamur,
Ver Allah’ım ver,
Sicim gibi yağmur

Haydar Metin

RESİM SEÇ