Granit yürekli o gecenin sessizliği çökmüştü yüzüne
Neon ışıkları rüzgarlı geceyi süzüyordu dalgın
Bir kulede iki ayna arasına asılmıştık yüz yüze
Helecanlar içindeydin o an ve sanki bana dargın
Hangi melâl vurdu seni Nora, neden ağlıyorsun?
Büsbütün yüzüstü bırakılmış hayat kıvılcımı saçıyorsun
Suskun yalnızlıktan ve sonsuz yabancılıktan kaçıyorsun
Hayal köprümüz yıkıldı ama rüyalar yıkılmaz unutuyorsun
Nora’nın gözlerinde sönmüş hayatlar yüzüyor
Elemler ve gamlarla dolu hazin maziye dönüyor
Derin uçurumlar üstünde çakan gümüş yıldız
Bir kurtuluş âvâzesi fırlatıyor ve derinlere düşüyor
Düştük beraber Adem ve Havva gibi yeryüzüne
Kapanmaz bir yara gibi işlendik arzın her yüzüne
Ama vurulduk düşerken yaşamın murdar düzüne
Dertlerinde yoruldu vicdan, zaman eridi tenimizde
Yüreklerimiz birbirine hasım rüzgarların nefesinde
Olsun be Nora, varsın böyle olsun hepsi
Bak yan yana yatıyoruz yine aynı âsûde makberde
Kayıt Tarihi : 23.5.2025 11:38:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!