Gözlerim kapansa, sesim kesilse,
Bahar dallarımda güller ezilse,
Adım kara taşa dertle kazılsa;
Bir damla yaş döküp süzülür müsün?
Q
Dünya döner ama vaktim durunca,
Toprak bedenimi sessiz sarınca,
Senden hatıralar hesap sorunca;
Yaralı kuş gibi büzülür müsün?
Q
Eski bir şarkıda bulup izimi,
Yüreğinde duysan sönmez közümü,
Yâd edip anar mı dilin sözümü;
Kaderin ağında çözülür müsün?
Q
Derler ki bu dünya bir gölge hanmış,
Her gelen yolcu da bir gün yanmış,
Vefasız gönüller aşka inanmış;
Ben ölsem sen gerçekten üzülür müsün?
Q
Toprak, tenimdeki nârı çalınca,
Ruhum, o adsız boşluğa dalınca,
Benden geriye bir "hiç" kalınca;
Kendi boşluğunda eksilir misin?
Q
Adım, tozlu raflarda bir imge,
Zaman, anıları budayan cellat,
Varlığım zihninde bir sızı membaı;
O sızıyı kutsayıp irkilir misin?
Q
Güneş doğar, kuşlar uçar elbet yine,
Lakin yokluğum düşerse sofrana,
Bir veda borcu gibi saplanıp soluna;
Kendi yankında eğilir misin?
Q
Mesele ölmek değil, unutulmakmış,
Hangi dilde susulur bu dilsiz fasıl?
Ben çekilince aradan, bunca yıl nasıl;
Bir hatıra uğruna dökülür müsün?
Q
Kainatın nabzında sönse nefesim,
Ebedi sükûta gömülse sesim,
Kırılsa aynadaki o sahte kafesim;
Kendi aynanda sarsılır mısın?
Q
Zaman, kadim nehir; üstümden aksa,
Hafızan, izimi bir cellat gibi yaksa,
Gözlerin o mutlak kuyuya baksa;
Karanlığında bana sarılır mısın?
Q
Mevsimler soyarken tenimden baharı,
Yüklesem omzuna bu son efkârı,
Dindirebilir misin içindeki nârı;
Yoksa bir katrece karılır mısın?
Q
Varlık bir rüya, ölüm uyanış,
Dua dedikleri, sonsuz bir inanış...
Biterse bu beyhude, bu zorlu yanış;
Vuslat sancısıyla yarılır mısın?
Q
Köklerim toprağın kalbine sızsa,
Yağmur, adımı duvarlardan kazısa,
Rüzgâr, küllerimi dağlara yazsa;
O tozlu solukta boğulur musun?
Q
Çürürken içimde dünyaya dair ne varsa,
Gövdemi karıncalar dilsizce paylaşsa,
Zamanın çarkı en ince yerinden kırılsa;
Enkazında benimle gömülür müsün?
Q
Işık çekilince göz ferimden,
Yer sarsılsa ruhumun derininden,
Kopsa bu can bağı ekleminden;
Toprağın soğuğunda beni solur musun?
Q
Bir avuç toprak olup avucuna dolsam,
Hiçliğin deryasında kaybolsam,
Sana en yakın, en uzak ben olsam;
Gurbetinde beni vatan bilir misin?
Q
Kefenim geceye dikilmiş gölge,
Yılanlar tenimde dilsiz bir şölen,
Kemiklerim toprakta ufalanınca;
O kara balçıkta ruhumu sağar mısın?
Q
Göz çukurlarıma sükût dolarken,
Zaman, kirini üstüme kusarken,
Unutunca yerin altı bendeki "seni";
Cesedini yanıma koyar mısın?
Q
Işığın öldüğü sağır dehlizde,
Hükmü kalmazsa sevdanın hiçbir izde,
Ruhun, o bitimsiz dehlizimizde;
Aklını ellerinle oyar mısın?
Q
Ölmek, sadece çürüme töreni değil,
Mezar, insanın kibrine eğilmiş...
Varlığım bir hiçliğin koynuna devrilmiş;
Sen de o hiçlikte benimle susar mısın?
Q
Kainat bir kefen gibi daralınca,
Zaman, boğazını dişiyle yaralayınca,
Benden kalan son zerre kararınca;
Yokluğunu yokluğuma ekler misin?
Q
Ne bir mezar taşı, ne eski bir anı,
Silsin karanlık damardaki kanı,
İnkâr etsin varlık, bütün cihanı;
Bir hayalden öte silinir misin?
Q
Tanrıların sustuğu, sesin küstüğü yerde,
Ruhun asılı kaldığı o dipsiz perdede,
Adımın geçmediği mutlak zerrede;
Boşluğunu boşluğumla sarmalar mısın?
Q
Artık üzülmek bile lükstür bu sonda,
Ne bir can, ne acı, ne mana var onda...
Eğer bensem o hiçlik, bensem o karanlık;
Sen de benimle "hiç" olur musun?
Kayıt Tarihi : 4.1.2026 16:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!