Ey dil-rübâ, sana heba edeceğim son günüm budur,
Fazlasını isteme benden ki gönlüm yorgundur.
Gül kokan emellerim kuruyup solmuş iken,
Sesim artık manasız , rüyalarım meftûndur.
Aşk kanunu üstüne yürümeyi murâd etmiştik,
Lâkin felek muhâlif çıktı, nasîbimiz yokmuş.
Aklım ayrılık yolunu gösterir her dem bana,
Ayağım ise dergâhında hâlâ esîr'i mecnûndur.
Aşk öyle bir deryâdır ki kendine çağlar gider,
Hakîkatini kadın yazar, er kişi tasdik eder
İçimdeki dünyada kayboldu hakikatin
Sînemde saklısın, görünen yalnızca yüzündür.
Korkarım yaşamaktan, ey vefasız sevgili
Kalbim kırık bir testi, her dem gam doludur.
Rüyâmda bir çocuk gördüm, düşüp ağlıyor
Tıpkı ben gibi çaresiz, şefkate mahzundur.
Olurunu bekledim mümkün olmadı
Murâdım erişmez menzile, bahtım yine sürgündür.
Ey yâr sandığım ey derdime derman bildiğim,
sol yanımda gizlim, acıtanım, iç yaram
divaneyim gayrı, bir gün yaşamak uzundur.
Şimdi müsâade et bana, ey aldanışımın sahibi
Vakit bitti , yolum uzun, ömrüm geride
Mavinin yüzü yok zifirin gölgesinde
Lâciverd-i İrem bir hayal oldu, elimde kalan hüzündür
Şiire döktüm nihâyet gözümün nurunu
Artık ölümsüz bir emanet, yazılı bir hazindir.
Sahi!
Sahi şâirin şiirine vuslatı da, borcu mudur?
Söyle Gözümün nuru söyle,
Şiirime vuslatım borcum mudur?
Kayıt Tarihi : 31.05.2026 21:03:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!