Görüyorum…
Tarihin utandığı, taşın bile ağladığı o günü görüyorum.
Yolun kenarına dizilmişler,
ellerinde taşlar, gözlerinde nefret.
Bekliyorlar.
Kimi bekliyorsunuz ey gafiller?
O gelen, âlemleri yaratanın sevgilisi.
O gelen, yetimin başını okşayan el.
Nasıl kalktı o elleriniz?
Nasıl kıydınız o nur yüzlü güzele?
Nasıl attınız o taşları merhametin kalbine?
Bakın…
Ayaklarından kan süzülüyor kum tanelerine.
Gökler gürlüyor,
melekler saf tutmuş iniyor.
Sakın düşme.
Sakın eğme başını.
Titreme… korkma…
Sadece “Allah” de.
Yeryüzü sarsılsın,
dağlar hizaya gelsin.
Titreme… korkma…
Sadece “Allah” de.
Sen ki…
Arş’ın sahibi seni “Habibim” diye çağırmış.
Sen ki…
Bir işaretinle ayı ikiye bölmüşsün gökyüzünde.
Sen ki…
Kuru kütüğü ağlatmış, ceylanı konuşturmuşsun.
Şimdi bu bir avuç cahil mi seni incitecek?
Onlar seni taşladı, sen onlara dua ettin.
Onlar seni kovdu, sen
“Bilmiyorlar Rabbim” dedin.
Bu nasıl bir yürek?
Bu nasıl bir sabır Ya Resulallah?
Cebrail bekliyor.
Dağlar bekliyor emrini.
“Bir söz söyle” diyorlar,
“Bir söz söyle de devirelim şu şehri.”
Ama sen susuyorsun.
Ve senin suskunluğun,
dünyadaki bütün çığlıklardan daha gür.
Yıkılma ey Nebi.
Senin arkanda görünmeyen ordular var.
Titreme… korkma…
Sadece “Allah” de.
Ayakkabıların kanla dolsa da,
sen bastığın yeri cennet ettin.
Onlar kaybetti.
Sen kazandın.
Kayıt Tarihi : 2.1.2026 22:10:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!