On altı arkadaş başladık
Bu hayat denen yola...
Yetmişli yıllardı
Altmış sekiz kuşağının
Hemen sonrasından gelen kuşak.
Altmış sekize yetişemedik.
Ne yazık ki!
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




geçmişten günümüze yansınyan anılar dizeler bir hayat hikayesi bazen tatlı bazende acı dikkatimi çeken olay mutlu sonla olması elbette diğer arkadaşlarınla arada olsada görüşme olur önemli olan mutlu çoluk çocuklu bir yuva kutlarım
Var olmak ve var olduğumuz sürece arkadaşça dostça yaşamak kadar insana huzur verebilen ne olabilir ki...Gönül sesi, duygular ve gerçekler iç içe beğeni ilke okudum. tam puan +ant. tebrik ve teşekkür ederim selam olsun.
Aklımı beynimin içinde vurdu dizeler,
Bir lokmanın boğazıma durduğu gibi durdu dizeler.
Kaç kişi çıktık yola, şimdi yalnız gidiyoruz
Anıları katık ettik kuru soğan gibi ekmeğimize
Tuza bibebere batırıp yalnızlığın sonuna gidiyoruz.
Dost şairi gerçekçi yaşamı algılayan, yansıtan, özleten kaleminin gücü
yle kutluyorum. 'Hey gidi günler hey!...' Sevgiler, başarılar...++
Altmış yedi altmış sekiz yetmişli yılları bana sorun hocam. Ne yürekti o yürek Ne kavgaydı o kavga Nice mangal yürekler yok oldu yok ettiler. Gerçekler için tutuşan yürek söner mı ki Bu gurbet ellerde Ancak naçizane yüreğiniz var olsun iyi ki varsın ve iyi ki yazıyorsun Evet en önemlisi iyi ki varsın Bir kör kurşun canını almamış Kutluyorum bu güzel yüreği
Altmış yedi altmış sekiz yetmişli yılları bana sorun hocam. Ne yürekti o yürek Ne kavgaydı o kavga Nice mangal yürekler yok oldu yok ettiler. Gerçekler için tutuşan yürek söner mı ki Bu gurbet ellerde Ancak naçizane yüreğiniz var olsun iyi ki varsın ve iyi ki yazıyorsun Evet en önemlisi iyi ki varsın Bir kör kurşun canını almamış Kutluyorum bhu güzel yüreği
Fikri Bey,
Bazen hesapta olmayan ölümlerle karşı karşıya gelebiliyor.....Yaşam ölümüyle, doğumuyla her gün kendini yenileyerek devam ediyor...Güzel bir çalışmaydı....
Selam saygımla...
hoçam hayat bir sınavdır bazen tek başına girersin bsazen dostlarınla umarım bundan sonra virajlı engebili yolar çıkmaz karşına ne güzel hatırlamak güzel günleri yad etmek yüreğinize sağlğk tam puan
sevgili Fikri Özen beyefendi, bu şiiriniz beni çok duygulandırdı.. hayat bu işte dedirtti.. arkadaşlığın böyle güzel sımsıkı bağlarla kurulması ve hiç kopmaması devam etmesi ne güzel.. ama doğumdan ölüme kadar katedeceğimiz yolda bir bir zincirin halkaları kopacak ve dökülecek elbet.. acılarla yoğrulacağız ama hayat bu işte..
kutluyorum güzel çalışmanızı..
Cahit Sıtkı Tarancı' nın o ünlü Otuzbeş Yaş şiirini anımsadım güzel şiirinizin dizelerinde gezinirken.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.
Ne yazık, yolcuların araçları ve gideceği yer aynı olsa da bilet saatleri farklı. Umulur ki bir gün gittiğimiz gerçek mekanda buluşulur...
Kutluyorum tüm içtenliğimle Sn. Özen... HÜZÜNLE KARIŞIK BİR BEĞENİYLE OKUDUM. NİCELERİNE...
Yaşam zaten şiirdir buna en güzel örnek ,nasıl olduğunun önemi yok olması gerekenle olanı yazmak , kutluyorum üstat yüreğin dert görmesin .
Bu şiir ile ilgili 26 tane yorum bulunmakta