Bir kadın gördüm;
ellerinde ömrünün yorgunluğu vardı.
Sanki bütün sabırlar
avuç çizgilerine sığınmıştı.
Her parmağında yarım kalmış bir dua,
her bakışında susularak büyütülmüş bir keder.
Bir çocuk gördüm;
gözlerinde büyümeye mecbur bırakılmış mevsimler vardı.
Henüz oyuncaklarını bırakacak yaşta değilken,
omuzlarına yıllar yüklenmişti.
Gülüyordu belki,
ama o gülüşün altında
erken gelen bir sonbahar saklıydı.
Bir ihtiyar gördüm;
sırtında sadece yaşını değil,
kimsenin bilmediği vedaları taşıyordu.
Konuşurken sesi titremiyordu belki,
ama kelimeleri,
uzun zamandır dönmeyenlerin yokluğuna yaslanıyordu.
Bir işçi gördüm;
akşamı bekleyen gözleri vardı.
Ellerindeki nasırlar,
ekmek kazanmanın değil,
hayata boyun eğmemenin nişanıydı.
Kimse onun kahramanlığını yazmayacaktı,
oysa her sabah
yeniden ayağa kalkmak bile başlı başına bir destandı.
Bir anne gördüm;
çocuğuna son lokmasını uzatırken
açlığını gülümsemesinin arkasına saklıyordu.
Dünyanın en sessiz fedakârlıkları
hep annelerin kalbinde büyüyordu.
Ve hiçbir alkış,
onların geceleri kadar uzun sürmüyordu.
Bir genç gördüm;
gözlerinde koca şehirlerin ışığı,
yüreğinde ise çıkışı olmayan sokaklar vardı.
Herkes ona geleceği soruyordu,
kimse taşıdığı korkuların ağırlığını sormuyordu.
Bir adam gördüm;
kalabalığın içinde dimdik yürüyordu.
Oysa biraz dikkat edilse,
içindeki yıkılmış şehrin tozu
omuzlarından dökülürdü.
Bazı insanlar güçlü görünmez,
güçlü görünmek zorunda bırakılır.
Bir ev gördüm;
duvarları ayaktaydı ama içi çoktan göçmüştü.
Bazı evleri deprem yıkmaz.
Sessizlik yıkar.
Anlaşılmamak yıkar.
Bir sofrada oturup da
kendini misafir hissetmek yıkar.
Bir pencere gördüm;
yıllardır aynı yolu izliyordu.
Belki bir oğul döner diye,
belki bir baba görünür diye,
belki de artık gelmeyecek birinin hatırı için
açık tutuluyordu.
Sonra kendimi gördüm.
Yıllardır taşıdığım yüklerin arasında,
hangi acının bana ait,
hangi kederin başkasından kaldığını ayırmaya çalışıyordum.
Çünkü insan bazen
kendi yarasıyla değil,
başkalarının yarasını taşımaktan yorulur.
O gün anladım;
hayat,
en çok sessiz insanların omzunda ağırdır.
Ve dünya,
gürültüyle değil,
kimsenin fark etmediği fedakârlıklarla döner.
Bir kadın gördüm;
ellerinde ömrünün yorgunluğu vardı.
Bir çocuk gördüm;
gözlerinde büyümeye mecbur bırakılmış mevsimler.
Ve o günden sonra
hangi yüze baksam,
orada biraz eksilmiş bir hikâye,
biraz gecikmiş bir mutluluk,
biraz da saklanmış gözyaşı gördüm.
Çünkü herkes,
dışarıdan göründüğünden daha fazla savaş vermişti.
Ve herkes,
içinde kimseye anlatamadığı bir enkazla
yaşamaya çalışıyordu.
Kayıt Tarihi : 13.06.2026 01:20:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!