Sessizliğin kıyısında bir gölgeyim şimdi,
Avuçlarımda dünden kalan bir avuç kor.
Sen ki nefesinle rüzgârı dindiren,
Bakışınla nar-ı ateşi nura çeviren...
Hangi vakte ayarlı bu kalp,
Hangi dizede saklıdır ismin?
Bir yanım uçurum, bir yanım sükûnet,
Eskimiş zamanların tozlu raflarında,
Seni arayan bir meczup pusulayım.
Mürekkebi kurumuş bir kalemin son demi,
Kağıda düşen ilk damlanın titreyişiyim.
Yalnızlığın o soğuk tenine,
Güneşin doğuşunu müjdeleyen bir feryadım.
Tut ellerimi, vakit geçmeden,
Zamanın dişlileri ruhumu öğütmeden...
Ben ki susuzluğun ortasında bir vaha,
Karanlığın bağrında sönmeyen bir çerağım.
Sensiz; dalından kopmuş bir yaprak,
Kökünü unutmuş, rüzgâra ram olmuş bir toprak.
Giyin ruhunun o berrak suyunu,
Söndür içimdeki bu kavuran yangını.
Ne harf kalsın arada ne de bir soru işareti,
Sadece kalbin kalbe değdiği o anın kerameti.
Sen benim bitmeyen cümlem,
Eksik kalan yanımın en zarif hikayesi...
Hasan Belek
Akçay
Kayıt Tarihi : 15.2.2026 14:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)