Gönül kapısını çalmayı bil de,
Bir tatlı huzura erilsin yeter.
Lüzumsuz sözleri tutmalı dilde,
Kalbe ince yollar serilsin yeter.
Yıkmak kolay iştir, yapmaksa emek,
Zordur bir yaraya merhemim demek.
Gerekmez kimseye yük olup gitmek,
Gönülde bir yerin görülsün yeter.
Bırak bu dünyayı, her şey bir rüya,
Sevgisiz yaşamak beyhude güya.
Gül kurusu değil, taze bir vaha,
Dostun bahçesine girilsin yeter.
İyi gelmek sessiz, derin hediye,
Sorma hiç kimseye "bu sitem niye?"
Bir mahzun bakışa, bir tek gamzeye,
Ömürden bir parça verilsin yeter.
Herkes bir yük binmiş, gider yoluna,
Bakmazlar kimsenin sağı soluna.
Sen elini uzat düşkün kuluna,
Düşenin halinden bilinsin yeter.
Kırılan kalplerin ahı ağırdır,
Vicdanı olmayan duymaz, sağırdır.
Sevgi bu cihanı tutan bağırda,
Nefretin defteri dürülsün yeter.
Güneş ol, ısıt ki buzlar erisin,
Karanlık ruhlara ışık yürüsün.
Bırak hakkaniyet seni bürüsün,
Kötülük yerlere serilsin yeter.
Laf kalabalığı yorar insanı,
Sessizce sevmektir aşkın nişanı.
Terk et o kibiri, şöhreti, şanı,
Tevazu hırkası giyilsin yeter.
Yük olma kimseye, derman ol dostum,
Huzur deryasına serilsin postum.
Ben bu dertli yolda kendime küstüm,
Bir garip hatırım sorulsun yeter.
Garip Murat der ki; dünya fânidir,
Ecel atlı gelir, vakti ânidir.
Âdemoğlu burda bir mihmandardır,
Ardından bir hayır denilsin yeter.
Kayıt Tarihi : 1.3.2026 15:10:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!