Aşkın ateşinde kavrulur hicran,
Zamanın elinde yorgun bir kervan.
Gidenin ardından sızlar her bir can,
Hasretin yüküyle gönül ah eyler.
Hasret rüzgârıyla savrulur özüm,
Hicran deryasında lal olur sözüm.
Aşkın ocağında yanıyor közüm,
Sevdalar yüreğe dertten vâh eyler.
Hangi mısra çözer bu kördüğümü?
Yar yarası sarmış her bir günümü.
Unuttum çoktandır kendi dünümü,
Vuslatın hayali beni râh eyler.
Hasretin zehrini bal eyledik biz,
Kül olan ömürde kalmadı bir iz.
Aynada görünen yabancı bir yüz,
Hüznün karasıyla özü sâh eyler.
Gündüzü olmayan geceler boyu,
İçtikçe susatan sevdanın suyu.
Kuyuya düşen o Yusuf'un huyu,
Sabırla bekleyen Hakk’ı gâh eyler.
Ey Gönül! Yorulma boş telâşlarda,
Mana gizli kalmış ıslak taşlarda.
Hasan Belek gibi akan yaşlarda,
Aşkın her karesi nura râh eyler.
Hasan Belek
Akçay
Etek.
Râh: Yol/Yolcu.
Sâh: Belirgin/Gerçek
Gâh: Zaman/Mekan/secdegâh
Kayıt Tarihi : 21.2.2026 16:45:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!