Kırıldı gökyüzü, ufak ufak yaşlar döküyor yüreği sızlayan göğsümün üzerine. Gökyüzünü yıpratırcasına savaşan şimşekler ıslatıyor ruhumu, aydınlığıyla dokunuyor gözlerime. Soğuktan ellerim titriyor, titreye titreye yürüyorum öfkeyle yeryüzüne sızan gökyüzünün dibinde. Koşuşturuyor varlıklar bir saçağın altına, sığınıyorlar bir duvarın köşesine. Bir başıma kaldım gökle, ben ağlıyor ve ben ağladıkça dahada sert vuruyordu kırbacını bilinmeyen bir yerin çorak bölgesine. Her vuruşta bir aydınlık kamaştırıyordu gözümü, ağlama dercesine. Hıçkırıklara boğulan boğazım aydınlığıyla duruyor, kahkaha atıyordu gökyüzünün bana gülümsemesine. Soğuktan titreyen bedenimin gözümden düşen yaşların ısıttığını görünce, durdum birden bire. Üzüldüm kendi halime ve dedim kendi kendime ''sen ne çok ezilmişsin yeryüzünde. ''
ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda,
budak budak, şerham şerham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta