Sessiz bir gemidir rüzgârın kucağında,
Hayat dediğin masal, bir mumun sıcağında.
Hangi el dokuduysa bu görünmez atlası,
Düğümlenir her nefes, kaderin kucağında.
Dağların zirvesinde unutulmuş kar gibi,
Erir gider umutlar, eski bir bahar gibi.
Adımlarımız izsiz, yollarımız hep tozlu,
Dünya dediğin durak, daracık bir gar gibi.
Bak şu göğün kalbinde raks eden bulutlara,
Sırtını yaslamışlar yorgun umutlara.
Ne taç kalır ne saray, ne o mağrur sultanlara,
Herkes boyun eğer o, sessiz komutlara.
Bir çeşme akar durur, suyu bulanık akar,
İnsan kendi yüzüne, yabancı gibi bakar.
Kırılan aynalarda bin parça olur ruhun,
Her parça bir anıyla, bağrını sessiz yakar.
Kuşların kanadında taşınan o hürriyet,
Bize miras kalandır, en ağır mesuliyet.
Toprağın derininde saklı duran tohumlar,
Ölümü öldürerek, kurarlar medeniyet.
Yıldızlar birer mühür, gecenin siyahında,
Kaç tövbe saklı durur, bir ahın sabahında.
Vakit daralır elbet, biter bu uzun rüya,
Hesap sorulur bir gün, sevda barizgahında.
Denizlerin diliyle konuşur mu hiç kumlar,
Çözülür mü bir günde, bin yıllık o tılsımlar.
Biz ki fâni yolcular, bu devranın içinde,
Bir kuşluk vaktindeyiz, biter bütün hasımlar.
Kalem sussun artık, söz vursun kıyıya,
Dalmasın gönül artık, o uykulu kuyuya.
Bırak aksın bu nehir, deryasına kavuşsun,
Muhtaç değil bu gerçek, ne renge ne boyaya.
Kayıt Tarihi : 5.3.2026 21:11:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!