Gökler Temaşa Ederken Şiiri - Kasım Kobakçı

Kasım Kobakçı
3512

ŞİİR


8

TAKİPÇİ

Gökler Temaşa Ederken

Ruhumda tutulan bağlılıksın, akıl sır ermez,
Ulaşılmaz hülyanın geçidisin, şu zihnimde,
İşte şurda filizlendi, en tarihi efsanem,
Destanımın esas yiğidi, var ettin şahsını,
Ne zarifti doğrusu, merhabalaşmak şu evrede,
Uçmakla şakıyan bülbüller misali, pek şendik.
*
Kirpik kırpamadım, şafak sökene değin akşam,
Gövdeme, telaşın eriştiği pek aşikârdı,
Çılgınca atmaktaydı, göğüs kafesi altında,
Namını zikretmek ister sanki, hiç duramasız,
Gün aydınlanana değin, nâmını heceledim.
*
Epeyce vakittir, imge belirmiyordu zihnimde,
Zifiri vakitte, şafağa değin aklımdaydın,
Dalmışım şöylece, bölündü ansızın şu hülyam,
Ardından, tütün bulutu gölgesinde istedim.
*
Lâkin, şu ruhum sürekli tutulacak şu yüze,
Asla seçilemez, şu güzel didar bedenime,
Şu bakışlar, şu çehreyi yakından izledi dün,
Zira mühim şart, bakışsız bile bağlanabilmek.
*
Şuursuzca gelişen, derin şu bağlılık hali,
Sırrına vâkıf olunmamış, sürse de şu durum,
Beden, ruhumla beraber zifiri vakitlerde,
Ulvi çehreni canlandırır, zihnin merkezinde,
Kimsesizlik kıvrılıp, dinlenmekte bedenimle.
*
Yalnızca şahsıma ait, büyük tutku durumu,
Eyleme dönüşebilir mi inan, şuanki hal,
Göğüs kafesimden, derince vuruldum şu yâra,
Uzakta nefes alıp verse de, şu aciz gövdem,
Sevdaya düşemez, yakında saran değerliyi,
Tutkuyu meydana doğuran, sadece hasretin.
*
Çehreni izlemeden, hasretini ekiyorum,
Seda çıkmadan, pek sâkince nöbetteyim işte,
Nasıl olur da, ilerlerken yönü şaşırırsan,
Karşıma belireceğin, konumlarda dururum,
Külhan içine süzülen, kartal ufuklarından gel.
*
İşitme organına seslenir, ulvi varlıklar,
Anımsar mısın, şahsın teki bulunurdu sanki,
Sırık selvi ebatlı şahıs, ilgiyi besledi,
Zihnine çarpar ihtimal, nakış işleyen şahsı.
*
Çehrene aşina olan, şu sokak ucundayım,
Henüz aynı noktada, dikkatle dikilir gövdem,
Tan ağardığında, sadece uğruna yönelirim,
İhtimal uğrarsın, inancımı yitirmedim tam,
Meydana erişeceğini, kesinlikle sezdim.
*
Uğruna atıyor, bütün hücrelerim daima,
Haftalarca eksikliğinde, ızdırap bulurum,
Halim dinseydi, zihnimden atıp uzağa baksam,
Çâre yok, zihnimden hiç sıyrılamıyorsun zinhar.
*
Şu parmaklarımı, dolayıp kaçalım istersin,
Tükenmeyen inanç nâmına, muhabbete dalsak,
Bağlılık mesajını, soluğundan işitirim,
Kapanış nidamız, inançla tutulmaya ait.
*
Gizemli dokunuş anı, yaklaşır şu vakitte,
Hissiyatımı saracak, en büyük derin denizler,
Meydana gelişini, izlemekten zinhar bıkmam,
Göğüs kafesimi ezer, aradaki mesafe.
*
Kokunu içime çekmek arzusu, şiddetlenir,
Şuursuz şu kıvrıntının, tam merkezinden sızdım,
İsmini zikreder zihnim, devamlı dönüşümsüz,
Adımı hangi evrede, diline dolayacaksın.
*
Parlak yıldızların, konumları bizi anlatır,
Destan yazılır hep, şu nefes alışverişinde bil,
Aşina sanılır, iki ruhun üşüdüğü an,
Devası yok sanılan, sızı ufalır küçülür.
*
İradem mühürlendi sanki, ayak izinde tam,
En küçük hareketin, derin manalar taşıyor,
Ulaşılmaz hal, şu derin inancımı ezemez,
Kaderin metni, yeniden çizilir şu ocakta.
*
Sözü verilen, mutlu nihayet şimdi doğacak,
Şu fani düzen mülkünde, devamlı parlıyorsun,
Şu kutlu saat, ikimizi mutlak yüceltecek,
Yüzümde gülüş patlar, gökler temaşa ederken.

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 3.3.2026 11:15:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!