Odamdaki kızıl perde
Gözlerimin önünde
Birşeyler gizliyor
Açılsa,
Açılmasa ne!
Yumuşacık yatağında
Kıvrılmışda kıvrılmış,
O sıcacık yorganına
Sıkı sıkı sarılmış.
Oltadaki balık gibi
Aklıma “ecel” gelir
düşünürüm bazen
Ölüm eser enseme
üşütür sinsice,
Rüyalardan buz gibi çukurlara düşerim
Ecel beni arkamdan itiverince.
Dalıverip uzaklara
Duymadığım sözleri geçip.
Ak saçlarıma
rüzgarlar esip,
Anılar
meçhule uçuşunca,
Sesin acı desem değil,
Ama içimi tırmalar,
Bir zavallı yetim ölür,
Solar içimde ilkbahar.
Dert hamuruyla yoğrulmuş,
Miğferin altında ben varım,
Miğferin altında ailem.
Selam verdiğim esnaf.
Okula giden çocuklar.
Uçaklar, trenler fabrikalar.
Koca bir millet var,
Sessizce çarpan ışık.
Saflığına aşığım.
Güzellikten ne varsa,
Getir yalan dünyama.
Sensizlik loş karanlık,
Gücün bitimi var, denizin ise yok.
Ama gönlündür gücünü yineleyen.
Gönül verir, güç alırsın.
Rotanda yüz ebediyen.
Hezimete uğradığımız topraklardan geldik sana.
Fakirlik vurdu bizi
Hayat vurdu
Sen ise bir cazibe oldun
Her baş kaldırışımızda.
İstanbul
Taşı beni kader, bahtın açıldığı yere.
Kuruyu, yaşı yakan alevlerden kaçır.
Zamanı heba eden saatlerden,
Dakikalara “merhaba” diyen anlara götür.
Sıla sevinci veren yollara vur.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!