İkindi okunuyor bak!
Terketme tutkusunda güneş günü.
Ellerini ovuşturuyor Ay,
yasaklı sevdasından.
İkindi okunuyor bak!
Ne desem muhatabı sen olacaksın,
Biliyorum.
Parmaklarımın ucunda kül rengi tuhaf bir damga,
Hangi giz ile yazsam anlayacaksın,
Biliyorum.
Bu aşikarlık beni öldürecek,
Zor geçirdiğim dönemlerdi #istanbul umda. Kaçıp gitme, kaybolma düşüncesi beynimi kurcalar dururdu. Sonra aşağıdaki nedenden ötürü vazgeçerdim. Korkardım.
Sonra korktuğum oldu. Çıktım gittim ve dönemedim. Kötünün yarısı neredeyse onsuz geçti.20 yıl oldu. Ben gittim, sen terk ettin.
Seni, çiziksiz kırıksız bir bilye gibi
Cebimde tutuyorum,
Avucum sımsıkı.
Pırıl pırıl bir güneşe doğru tutup,
Yüreğine bakacağım.
Birden salına salına çıka gelirsen, ne yaparım ben.
/El ayak karışır, akıl perişan./
Olsun, aldırış etme, ben pervane gibi yansam da olur,/
Yeter ki sen ışığım ol, sönme Perihan.
Anam, özledim seni. P.
Deniz fenerinin dibindeyim.
İskelenin oradan simit al,gelirken.
Bekliyorum.
Saçlarını da getir unutma. Kara, kara...
Alnında gümüş parıltısı bir akıtma.
Seviyorum seni P. ! Beni unutma...
Gidişin bir yıldız kayması gibi güzel,
müdahale edilemez ve geri döndürülemezdi.
Parlaklığın kaldı aklımda.
Beni bir mavi Ladin gölgesinde unuttun Massimo.
Elinde meşin topumuz,arka cebinde "erken" çocukluğum,
Yüksek ahşap kapılar ardında bir ses;
"Kim o?"
Kaç oğlum,kaç!Meister Reinhardt bu, hani bahçesini top ile bozduğumuz.
Analarımız kimdi?
Evde karnımızı doyurup, sırtımızı giydiren , hasta halimizde başımızda bekleyen, eve herşeyin en tazesini yararlısını alan, aldıran, sıcacık kucağında, dizlerinde uyutan , saçımızı okşayıp sırtımızı sıvazlayan, söküğümüzü yırtığımızı diken kadınlar mıydı?
Sadece bunlar mıydı analarımız?
Elbette hayır.
Onlar ardımızdaki dua, yüreklerimizdeki cesaret, yollarımızdaki bir çift göz, tüllerin ardındaki bakış, pencerelerdeki hasret, geleneğimizdeki kök, çiçek açtığımız dal, bağlı olduğumuz gövde, bayrağımıza olan yemin, toprağımıza olan aşkımızdı, "Atalarım gökten yere indirmişler ay-yıldızı , bir buluta sarmışlarki, rengi şafaktan kırmızı..." diyen ilk marşımızdı...
Kimimizin kavgalarının, kimimizin şiirlerinin sırrı idiler.
Ağır ağır çökse karanlık,
Beraber nefes aldığımız meşhur şehre
Bir akşamüstü duysam şarkını
Apartman aralığından,
Bilsem ki mutfaktasın,
Yemek yapıyorsun.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!