Gök Sofrasında Bayram...
Zamanın paslı kilidi kırılıyor bugün,
Ufukta gümüş bir ibrikten dökülen ışık,
Yıkıyor şehrin yorgun ve tozlu yüzünü.
Bayram;
Mavi bir uçurtmanın kuyruğuna takılıp giden keder,
Ve kerpiç duvarların sükûnetine sinen o nane ferahlığı...
Gül sularının serinliğinde yıkanan hatıralar,
Şimdi birer birer canlanıyor dilsiz aynalarda.
Eşiği aşındıran her adım,
Yeryüzüne çizilmiş yeni bir vuslat haritası.
Göçmen kuşların kanat seslerinde saklı müjde,
Bulutların pamuk şeker beyazlığına büründüğü an,
Toprak bile bayramlık bir sevinçle soluklanıyor.
Yalnızlık, köşesine çekilen mahcup bir misafir gibi,
Yerini sofradaki o kalabalık uğultuya bırakıyor.
Çay bardaklarında eriyen şeker değil,
Yılların biriktirdiği o soğuk ve mesafeli buzlar...
Dallarda nar çiçekleri birer kandil gibi yanarken,
Rüzgâr, asırlık çınarların kulağına barış fısıldıyor.
Kapı tokmakları ritmini buluyor yeniden,
Her vuruşta bir düğüm çözülüyor kalbin karanlığında.
Gözlerin içindeki o berrak gökyüzü,
Affetmenin en görkemli şiirini yazıyor sessizce.
Bayram;
Kırık bir oyuncağın tamir edildiği o mucizevi el,
Yarım kalmış bir cümlenin noktalanmasıdır huzurla.
Gök sofrasında herkese yer var bugün,
Gönül kapıları sonuna kadar açık,
Işığın gölgesine sarıldığı,
Bayramın, insana insanı geri verdiği o büyük şölen...
Hasan Belek
Akçay
Kayıt Tarihi : 19.3.2026 23:20:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!