Bu gün yine sızın düştü içime.
Denize çıkan sokağın solunda duruyorken.
Tahammül kadehim kırıldı birden,
Paramparça battı solumun derinine, kanadım usulca.
Solum kanarken, kelebekler uçuşuyordu midemin üzerinde, sonra göğsümün sızısı hafsalımda vuruyordu o kelebekleri.
Boğazım düğüm düğüm oluyordu.
Sen bilmezsin, eskiden her gece , dünyanın kucağıma bıraktığı tüm yükleri yere indirir, dünyalık tüm giysileri soyunur, çırılçıplak serilirdim göğsünün göğüne .
Gittiğin, tebessümünü başka bir çehreye sunduğun günden sonra gelmemiştim sana bir daha.
Gelmek şöyle dursun, kapının önünden dahi geçmemişti göğsünün hayali.
Ama bu gün o keskin koku sekerata düşürdü beni,
Ama bu gece keskin kokulu sekeratın etkisiyle düştü tüm barikatlarım, soyuldu tenimden tüm libaslarım.
Anne rahmine düşen, Vav halinde bir cenin gibi üryan bir şekilde, serildim tüm yangınlarımla göğünün göğsüne.
Sızımı sızdırdım usulca göğünün göğsüne sığınırken.
Kokun içimi titretirken, yokluğunun keskin soğukluğu ile irkildi cesedim.
Öldü tüm zerrelerim.
Neden beni toprağının bağrına gömmedin.
Kayıt Tarihi : 23.05.2026 00:03:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!