Göçer Giderim Şiiri - Kasım Kobakçı

Kasım Kobakçı
3511

ŞİİR


8

TAKİPÇİ

Göçer Giderim

Yüce hisarı, andırır cismim,
Sağlam kayalarla, örttüm teni.
Yabancı gözlere, ayaz doldu,
Ruhuma inen, alevdir tenim.
Türlü hazineler, saklar dimağ,
Yabancılar, bilmez derinliği.
Hüzünle dolsam, neşeye dönsem,
Lâl olurum, yabancı ellerde.
Gizli salon, barındırır özüm,
Eşikler sürgüden, nasip alır.
Zihnim daralıp, hüzne boğulsa,
Avucuma alırım, tılsımı.
Turlarım, loş ve kimsesiz ini,
Basık eşiğe, menteşe vurup.
Kalan yerlere, örtü sererim,
Muhtemel, asıl özlem duyduğum.
Ruh benliğime, doğru seferim,
Endişe sarar, titrer bedenim.
Peşimde, geçit aralık kalsa,
Sürgü atarım, anlık hamleyle.
Ayan izaha, ihtiyaç elzem,
Rota çizecek, rehberler esas.
Zümreler gelmeli, köhne burca,
Baştan, ele alınsın mekanım.
Pis dikenlerden, arınsın zemin,
Toprağa, sümbül tohumu düşsün.
Değişim şarttır, solgun tenime,
Kurgu bezeli, ferah salondan.
Zeka üreten, yöne göçerim,
Soluğa, mana katsın diyerek.
Gaye uğrunda, koşar dururum,
Dehlizin, en ücra hücresinde.
Sır in bekliyor, derin sükutla,
Orda durmaya, cüret edemem.
Şahitim elbet, ıssız ortama,
Şahitim, orda derin boşluğa.
Endişe sarar, bedenimi tam,
Titreyen, zayıf adımlarımla,
Hızla sıvışıp, göçer giderim
*
Yıkılmaz hisar, olur varlığım,
İri bloklar, sardı tenimi.
Alem titretir, buz kütlelerim,
Özüme sızan, kor alev sinem.
Sayısız sırrım, yatar derinde,
Çözemez yoldaş, deruni gizi.
Yas tutup, kahra boğulsam dahi,
Lâl olur dilim, sağır aleme.
Gizemli alan, taşır dimağım,
Kanatları, zincir tutulmuştur.
Yürek daralıp, ıslanıp sönse,
Yepyeni tılsım, durur tenimde.
Turlarım, bütün kör köşeleri,
Ahşap sürgüyü, itip ileri.
Beriki yöne, örtü çekerim,
Muhtemel odur, arzu ettiğim.
Yitik ruhumu, bulmaktır fakat,
Ürperti kaplar, tüm hücremi hep.
Maziye, geçit sunarsam eğer,
Süratle, mandal atarım orda.
Belirgin kanıt, zaruri elbet,
İzler konmalı, rehber babında.
Gezsinler mutlak, sahipsiz köşkü,
Fark etsinler tüm bakışlar, bizi.
Pürüzler kalksın, tüm rotalardan,
Toprağa, lale serpilip coşsun.
Serpilmek, şahsıma epey esas,
Kurgu mekanımdan, çekilerek.
İdrakin durduğu, yöne kaydım,
Soluklara, gaye katsın diye.
Umutların, izinde gezerim,
Geçidin, en dip loş yöresinde.
Mahrem mekan, bekliyor uzakta,
Tokmağa basmaya, cesaret yok.
Muhakkak, ortamlar gayet ıssız,
Muhakkak, zifiri ırak boşluk.
Dehşete düşerim, kaygı basar,
Vakit kaybetmeden, heves ile,
Göçerim, yönümü farketmeden.
*
Geçilmez kaleye, eşim cismen,
İri bloklar, sardı tenimi.
Yabancı yüzlere, ayaz eser,
Özüme düşene, volkan oldum.
Yığınla, gömülü sırrım uyur,
Sırrımı çözemez, el insanlar.
Gözyaşımla, neşe dolsam bile,
Yankı bulamaz, sağır kitlede.
Kapalı mahzenim, mevcuttur hep,
Kanadı, sımsıkı zincirlidir.
Yürek daralıp, hüzne batınca,
Avucumu kaplar, büyük parça.
Dolaşıp dururum, loş inleri,
Ahşap kanatları, itip geri.
Farklı mekanlara, perde asar,
Muhtemel, zihnimde özlediğim.
Yitirdiğim, gizli şahsi benlik,
Ürperti sarıyor, hücremi hep.
Ardımda, geçit aralık kalsa,
Acele, sürgüyü çeker tenim,
Göze çarpan, izler elzem olur,
Rotamı çizecek, pusula farz,
Ziyaretçi gezsin, ıssız yeri.
Tazelik katsınlar, harabeye,
Yabani dikenler, sökülmeli.
Toprağıma, nergis kökü insin,
Gelişip serpilmem, elzem elbet.
Ütopik kurgulu, loş mekandan,
Fikir meşalesi, yanan düze.
Süzülür giderim, amaç ile,
Umudu beklerim, hedefi hep.
Dehlizin dibinde, tenha yerde,
Mahrem mekan, şurda nöbet tutar.
Tokmağına dokunmak, istemem,
Aşikar, kimsesiz ıssızlık var.
Aşikar, hudutsuz loş karanlık,
Dehşete kapılıp, endişeyle.
Topuğum yönüne dahi, dönmem,
Hızla uzaklara, kaçar cismim.

Kasım Kobakçı
Kayıt Tarihi : 3.3.2026 16:26:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!