Ardına bakmadan giden
Yalnız sen değildin.
Tüm güzellikleri de taşıdın
Yüreğindeki heybende.
Boynu bükük kaldı mahzun gözlerim,
Vedalaştığımız vefasız yolların başında.
Yaşlı gözlerle seni uğurlarken
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
Devamını Oku
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları




Şiirin başlığı bile ne çok düşündürdü. Evet ya; gidenler vardı hem içimizden , hem dışımızdan.
Şiirin odağına, sevilen birinin gitmesi konulsa da, insan ister istemez içinde bulunduğu mevsimi, değişen dünyayı, değişen insan ilişkilerini düşünmeden edemiyor.
Sanırım şair de bu duygu içinde, adeta gidenlerin yasını tutmuş.
Öyle ya dünya artık bizim bildiğimiz dünya değil... İnsanları tanımak imkansız... Her sabah insanın insana verdiği acılara uyanıyoruz. "Yok bu kadarı da olmaz!" dediğimiz her şey bizden bir şeyler alıp götürüyor. Şairin de dediği gibi geriye koca bir bıkkınlık kalıyor...
Ne diyeyim içimiz sonbahar, dışımız sonbahar... Kışın ayak sesleri de, az çok duyulmaya başladı... Zaman desen; usta bir taş yontucusu... her çekiç vuruşta bizi eksilten...
Neyse sağlık olsun diyelim... Bu güzel dizeleri canıgönülden kutluyorum. Kalemin hep yazsın. Sağlık ve esenlik dileğimle, selamlar kardeşim.
Sonbaharın ruhu, dalında sararıp solan yaprakların yükselen çığlığı, içimizde bir türlü vedalaşamadığımız hüzünlerimizi hatırlatıyor o yüzden yağmurla ağlıyor ruhlarımız...
Şiirinizi geçte olsa okuyabildiğime sevindim hocam saygılar...
Emeğinize yüreğinize sağlık üstadım. Değerli kaleminizden farklı güzellikte ve farklı lezzette harika bir şiir okudum. Kaleminiz var olsun. Selamlar
beyaz bir kağıtsa elbet,
bir müsveddeye dönüşebilir
ve kalbimin en ücrasının,
sağlanabilir teması kalbinle;
ki kağıdın üstüne boşalmış mürekkep,
ölü suskunluklar saçabilir pekala,
beyaz kırışık kağıda...,
ve mayası ikiz tabiatlı keklikle güvercin,
hem bozkır, hem harman yeri kokar…,
\iyigeliyorgönülyarasınadenizdenesenrüzgâr\
kanatları birbirine dikili,
ha keklik/güvercin, ha turna/martı,
atmaca olamadıktan sonra,
ne ayrılık türküsü söyleyebilir,
ne de uçuşur göğe sarmaş/dolaş…,
ve \iyigelmiyordurgunluğumapiyanonuntuşları\
gökte bir bulut ağlar turnasına,
çöplükte muhabbet kırıntısı
can çekişir martıya,
kan kaybediyorum kanadımdan
ve hızlıca düşüyorum,
düşerken bile uçmayı düşlüyorum,
ve \budefaölümdenkorkmuyorum\
ah;
Gördüğünü,baktığın yerde bulamamak diye bir şey var… mutluluk ve hüzün bundan mı sebep hep el ele…
Sevgiyle…
Ne güzel demişsiniz
dilinize sağlık
beğeni ile okudum
Bir sonbahar sabahındaki boşluk yüreği hayli üşütmüş...
Sevgilinin gidişiyle sadece AŞK değil, hayatın kendiside anlamını yitirmiş.
Kırlangıçlar dönerken ,
Hüzünlü günlerin bitmesi dileğimle ...
Emeğinize, yüreğinize sağlık
Selam ve hürmetle...
Değerli hocam
Tebrikler
Gidişler yağmur ve kırılmışlıklarla olur çoğu kez, sonbahara denk gelişi ondandır.
Tebrik ediyorum İbrahim Hocam.
SAYGILARIMLA
"Senin ardından"
Yaşam da gitti,
Bahar da,
Göçmen kuşlar bile takıldı ardına
Erkenden terk etti
Bir kuraklık kaldı
Bir kıtlık, yoksunluk
Hüzne bulanmış günler kaldı bana
Senden geriye...
Giden sadece kendini götürmüyor işte,
Onunla yeşeren ne varsa, onları da..
Tebrikler İbrahim...
Bu şiir ile ilgili 12 tane yorum bulunmakta