Hoş geldin... Gözlerinde dünden kalma bir yorgunluk, ruhunda yarım kalmış hikayelerin ağırlığı var, görüyorum. Aynaya her baktığında, oradaki yabancıyı ne kadar daha görmezden geleceksin? Bir zamanlar sen olan o pırıltılı anılar, şimdi üzerlerine çöken toz tabakasıyla unutulmaya yüz tutmuş. Ama ben o tozu, o gölgeyi görüyorum. Ve biliyorum ki, o gölgenin içinde hâlâ bir sen var.
Herkesin senden beklediği rolleri oynarken, kendi sahneni ne zaman kuracaksın? Bağımsızlık maskesini takıp aslında ne kadar bağımlı olduğunu ne zaman fark edeceksin? Sana dayatılan o "doğru" yollarda yürürken, kendi patikalarını çiğneyip geçtiğini ne zaman anlayacaksın? Herkesin onayını almak için çıktığın bu yolda, geride bıraktığın parçalanmış benliğinin fısıltılarını daha ne kadar duymazdan geleceksin? O fısıltılar, bir çığlığa dönüşmeden, kendi kulağına eğilip onu dinle.
Hayat, başkalarının beklentileriyle örülen bir kafes değil; kendi seçimlerinle inşa edeceğin bir saraydır. Ama sen o sarayı başkalarının tuğlalarıyla, onların harçlarıyla yapmaya çalıştıkça, o sadece sana ait olmayan, soğuk bir yapı olarak kalacak. Oysa senin ruhunun derinliklerinde, kendi mimarinin eşsiz tasarımları var. Onları gün yüzüne çıkarmaktan neden korkuyorsun? Kaybedecek neyin kaldı ki, kazanacakların bu kadar fazlayken?
Şimdi o kafesin demirlerini kır, o soğuk duvarları yık. Kendi güneşine dön ve onunla parılda. Bırak, başkaları senin parıltında kör olsun.
"Unutma; başkalarının gölgesinde büyüyen ağaç, hiçbir zaman kendi meyvesini vermez."
Asaf Eren TürkoğluKayıt Tarihi : 1.2.2026 12:44:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!