Renklerin içinde kaybolurken, o ruhum,
Fırçanın izleri yansıtır, hüznü bana.
Tablonun ruhuna, dokunmak mıdır gayem?
Çizgiler dolaşır, zihnimin odasında.
Gölgeler, sessizce büyütür hissimizi,
Gaye sorgulamak, sarsıcı çabamızdır.
Yalnızca, gözümün gördüğü gerçektir bak,
Estetik dediğin, ruhun aynasıdır can.
Şairin mısrası, kanatır yüreğimi,
Sanatın kuralı, yıkılır hislerimle.
Kelamın gücüyle, sarsılır bütün algım,
Işığın oyunu, aldatır gözlerimi.
Kendimi bulurum, şaheserin kalbinde,
Yargılar eriyip, kaybolur boşluğumda.
*
Tuvalin sathında, kanayan kırmızılar,
Duygular dökülmüş, boyanın dokusuna.
Eleştiri sunmak, sadece hissetmektir,
Kurallar hükümsüz, ruhumun diyarında.
Bakanın gözünde, asıl büyü gizlidir,
Çerçevenin dışı, ruha fısıldar coşku.
Yazarın acısı, metninde yankılanmış,
Kalemin ucuyla, çizilmiş yalnızlıklar.
Sanatçı, kendiyle savaşmış karanlıkta,
Baktığım her detay, tenimde mühürlenir.
Cümleler içinden, taşarak akar nehir,
Okurun zihninde, yeniden doğar roman.
Mantığın zinciri, kırılır sayfalarda,
Sezgiler pusulam, yönümü kalp gösterir.
*
Siyahın matemli örtüsü, düşmüş yere,
Karşıtlık uyumu, sarstı duygularımı.
Ritimler, kulakta çınlayan ağıt gibi,
Notanın içinde, saklanan hıçkırıklar.
Göreceli yargı, sanatı özgür kılar,
Kimine göre ak, kimine göre kara.
Bireyin içseli, ölçüdür güzelliğe,
Damlayan gözyaşı, eritir dağları bak.
Sahnede oynanan, tamamen benim ömrüm,
Oyuncu aynadır, seyirci koltuğunda.
Perdenin ardında yaşanan, sırlar ağır,
Replikler, ruhumu parçalar kelimeyle.
Anların toplamı, yansıtır koca ömrü,
Sınırlar kalkınca, geriye hisler kalır.
*
Kurgunun büyüsü, sarıyor her yanımı,
Düşlerin ülkesi, gerçeği yalanlıyor.
Satırlar arası, koşarken nefes nefes,
İzlenim tartıdır, edebiyat evinde.
Kitabın kapağı, gizliyor koca gizi,
Cümlenin ahengi, mest eder yürekleri.
Kafiye aramak, akılsız tuzaklardır,
Serbestlik rüzgarı, savurur fikirleri.
Şarkının bestesi, ağlatır ansızın ah,
Müzikte, bedenin titremesi esastır.
Akorlar basarken, vurulur hisli kalbim,
Yorumcu sesini, içime üflüyor can.
Eserin değeri, bendeki yansıması,
Şiirin manası, okuyan cana bağlı.
*
Heykelin mermeri, soğuktur dokununca,
Ustanın vuruşu, yaratmış şaheseri.
Yontulan taşların, ruhu sızlar inanın,
Biçimin ötesi, sezgiye açar kapı.
Görselin dilini, hissetmek sırrımızdır,
Nesnellik masaldır, öznellik baş tacımdır.
Kendiyle yüzleşmek, asıl eleştiridir,
Yansıyan görüntü, kalbimin aynasıdır.
Deklanşör sesinde, donuyor bütün anlar,
Fotoğraf, anların sonsuzluk hücresidir.
Işıkla gölgenin, savaşı dondurulmuş,
Kadrajın içine, sığmayan fırtınalar.
Odaklar bozulsa, hislerim netleşiyor,
Gözümün vizörü, kalbimle ayarlanır.
*
Kelamın ateşi, yakıyor kağıtları,
Harflerin dansıyla, çizilir devasa iz.
Dizeler kudretli, sarsıyor inancımı,
Betimler içinde, gezinir deli gönlüm.
Tasvirin gücüyle, uyanır anılarım,
Yabancı diyarlar, ruhuma yansır gözde.
Masalın sonunda, bulurum benliğimi,
Gerçeklik uykuda, hayaller uyanıyor.
Dokunuş naiftir, yaratım ikliminde,
Yazarın soluğu, rüzgardır saçlarımda.
Sayfalar çevrilir, kaderin defterinden,
Öykünün nehrinde, yıkanır günahlarım.
Suların akışı, ruhumu temizliyor,
Karakter, benimle beraber ağlar, coşar.
*
Mimari eserler, gösterir dönemi bak,
Taşların yüzüne, sinmiştir eski anlar.
Kubbeler, gökyüzü arayan eller gibi,
Duvarlar seslenir, dilsizin kelamıyla.
Avlunun sırrını, dinlerim sessizce ben,
Gölgeli kemerler, ruhumu sarmaladı.
Nakışlar işlenmiş, sabrın sırma ipiyle,
Motifler fısıldar, dertli hikayeleri.
Sütunlar taşıyor, yükünü asırların,
Mekanın nefesi, tenime çarpıp uçar.
İzlenim benimdir, mekanın bahanesi,
Sarayın görkemi, yalnızlık yuvasıdır.
Kapılar açılır, gizemli diyarlara,
Pencere camından, yansıyor kendi yüzüm.
*
Dansçının bedeni, şiirdir sahne üzre,
Hareket içinde, gizlenir bütün nota.
Adımlar, ritimle dokunur yer yüzüne,
Estetik doruktur, bedenin kıvrımında.
Uçuşan etekler, kanattır meleklere,
Yüzdeki ifade, hüznümün tablosudur.
İzlerken kendimi, sahnede farz ederim,
Tutkunun ateşi, kavurur yürekleri.
Gözlerim kamaşır, sanatın ışığından,
Sessizlik bağırır, eserin bitiminde.
Alkışlar yaralar elleri, coşku ile,
Beğenim, kuralı yıkıp aşan ırmaktır.
Sadece severim, sebepsiz fütursuzca,
Ruhumu besleyen, coşkudur her sanatta.
*
Tiyatronun tozu, genzimi yakar anlık,
Oyunun kurgusu, yaşamın ta kendisi.
Maskeler düşerken, sahnede teker teker,
Beşerin doğası, serilir göz önüne.
Acıtan sonlarla, sarsılır inançlarım,
Gözyaşı bedeldir, ödenen duygulara.
Eleştiri, bende başlar ve bende biter,
Ölçüt dedikleri, zihnimin uydurması.
Samimi hislerim, rehberim kalır her an,
Sahtelik sezilir, yaldızlı hecelerde.
Doğallık ararım, mısranın köklerinde,
Güzeli bulurum, kusurun arasında.
Kusurlar, şüphesiz ruhları yansıtan iz,
Mükemmeli aramak, manasız hülyadır.
*
İlhamın perisi, dokunur yüreğime,
Sanatın doğası, uçsuz bucaksız derya.
Damlalar misali, karışır denizlere,
İzlenim, köprüdür eserin varlığına.
Görenin ruhuyla, canlanır cansız nesne,
Manalar doğurur, zihnimin rahminden bak.
Fikrimde yeşerir, yazarın tahayyülü,
Kalbime kazınır, çetin duygu akışı.
Evrensel kurallar, çürütür saf doğayı,
Bireysel sezgiler, yaşatır güzelliği.
Duyguyla yoğrulan, her eser sonsuzlaşır,
Yargılama bitmiş, ruhumun tezahürü.
Gölgemde barınan, hislerin izdüşümü,
Kelimeler biter, geriye hisler kalır.
Kayıt Tarihi : 6.3.2026 13:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!