Ne güzeller vardı, şimdi topraktalar
Kadere boyun eğmiş, orada yatmaktalar.
Gençlik,güzellik,mal mülk dediğin ne ki,
Elden çıkmaya görsün bir, uzaklaşmaktalar.
(16.05.1984)
..
Alevsiz ateşte yandım kül oldum.
Sensiz dünyada solmuş gül oldum.
Henüz filiz iken kuru dal oldum.
Şu gençlik çağımda ihtiyar oldum.
7 mart 1990
Ardeşen7 RİZE
..
Oniki Eylülün gençlik sofrası
Bozuk düzenlerin boşa çabası
Araba disko baba parası
Kültürümüz bozuk yemin ederim
29.08.2008/OLTU
..
Yine bir çarşamba, şubatın üçü ve ömür yaşı kırk sekiz
Bugün yarına, gençlik ihtiyarlığa, yaşam ölüme gebe çaresiz
İki bin on altı, beşinci hafta ve çarşamba günündeyiz
Sen umursamaz, ben hasretinde, aşk bize can çekişiyor çaresiz...
S.Güler-3.2.2016
..
Acıyla acılar acısını tatmışsın
Gençlik çağında öksüz ve yetim kalmışsın
Annem sen benim hiç sönmeyen ocağımsın
Sönmeyen ocağa ateş almaya geldim
01.03.2008/OLTU
..
Hâlâ gönlüm, mazideki o güzel günleri anar
Hâlâ o gençlik çağının kavakyelleri başımda.
Hâlâ yüreğimde aşkın küllenmiş közleri yanar,
Hâlâ o denizyeşili gözleri durur karşımda
Ne yapsam kendimi nasıl avutsam, bilemiyorum
Hâlâ gönlüm,mazideki o güzel günleri anar.
..
Hayat dediğin, kuru bir süngermiş,
Emdi yıllarımı, hiç anlayamadım.
Daha yaşayacak, zaman var diye,
Vakit ayıramadım, eğlenip gezmeye,
Ha bu yıl, ha gelecek yıl, diye, diye...
Gençlik, geçti gitti, yaşlılık kaldı geriye?
..
kendini beğenmişler çoğaldı oğul,
dikkat et onlardan uzak dur ey oğul.
bırak onları kendi başlarına,
sen kendin gibi ol ey oğul.
şimdiki gençlik çok havalı,
sen onlarla takılma oğul.
..
Açılır, ahşap kakmalı çeyiz sandığı
yayılır geçmişin boz bulanık mazisi
Yıllanmış naftalin kokusu zamanın tanığı,
Kimi düşlerin, gerçeğe dönenlerin...
..
GENÇLİK
Ah ulan gençlik
Neler kaldı seninle
Neleri gömdük
Yıllara
Ve silinmeye mahkum hafızasına…
Aşkı,sevgiyi gömdük,
..
Nedir tanrım bu gençliğin halı
Kimi zavallı kimi yaralı
Bilmem ki bu suç kime dayalı
Kimisi fakir kimi paralı
Kimi mideden kimi kafadan
Bumu doğru ibren ey yaradan
..
işte şöyle böyle /zorunlu/ geçti geçecek
/yavaşça/ yumurtaya basarcasına yürüyüp gidiyor gençlik
daha nelere kıyılacak neler görülecek
gerçekte yapılan acı bir eğlence acı bir şenlik
geldi geçti gidecek
(bizim miydi) bu kimin yılı
kahvede sokakta okulda evinde çürüyecek
..
Çarpık bu düzenin çıkmış çivisi
Düzende harç olup bitmek ihtimal
Tükenmez hayatın yaşam çilesi
Dünya'ya küsüp kahretmek ihtimal!
İnsanlar yabancı biri birine
Çan tercih edilir ezan yerine
..
Gece gitsin,
Gündüz gitsin,
Gençlik yitsin,
Ömür bitsin ama
Sen gitme...
..
Gençlik bulunmayan bir servet,
Boşa harcanan kıymetli bir haslet.
Yalan dünyada yalan bir nimet,
Esen rüzgardan daha deli ve civanmert.
Ey genç kıymetini bil değeri çoktur,
Sen gençsin ihtiyarlık tasan yoktur.
..
Bir komşum vardı çok ihtiyar
Genç görünce olurdu bahtiyar
Şuuru yerinde adam akıllı
Kalmamış o eskilere takılı
Aklına gelirdi geçmişi adamın
Yaşadım derdi ben bu hayatı
..
Bir de bakmışız ki
Gitmiş elden gençlik.
Yitmiş o gencecik yıllar.
Geride yırtık pırtık,
Sararmış anılar, eski sevdalar
Aklar yağmış saçlara.
..
Şair kişi bil ki tutkunun tutsağıdır
Gençlik çağı sevmek ve sevilmek çağıdır
Sen kendin olursan iyi herkes iyidir
Dünya o zaman inan ki uçmağ bağıdır
Şubat/72
..
Ah gençlik ah hayat hiç acımıyor kimseye
Su gibi akıyor zaman daha dün gibi okul,
Yıllarımdaki aşklarım,pastane buluşmalarım
Ne gündü ama peşlerinden koştuğum kızların..
Unutulmuyor efendim gözlerimden gitmiyor
Uzun boylu siyah saçlı zeytin karası gözleri
..
Fakat 1973 yılında, bu grupla da yol ayrımına gelirler ve koparlar.Aynı yılın ağustos ayında üçüncü evliliğini, ilerde Oğlu Emrah’ın annesi olacak Feride Balkan’la yapar.O sıralar Ersen’le çalışan Moğollar grubu yine bir anlaşamamazlık yüzünden 29 Eylül Cuma günü Ersen’in işine son verdikleri açıklarlar ve 29 Eylül 1972 Cumartesi günü CEM KARACA- MOĞOLLAR ismi altında birleşirler.Aralarına katılan Binali Selman’ın katılmasıyla renk kazanan bu grup, sözleri Emrah’a, müziği Cem Karaca’ya ait çok güzel bir beste olan “El çek tabib” le beraber çalışmanın ilk meyvesini oluşturur.Her geçen gün,müzikal olarak birbirlerine daha çok alışan Cem Karaca ve Moğollar, çalışmalarına son hızla devam ediyorlardı. Cem’in yeni bestesi “ Namus Belası “ plağı 1974 Ocak ayının son günlerinde piyasaya çıktı listelerde ilk haftalardan itibaren bir numaraya yerleşti,Azeri etkilenimli son derecede yakalayıcı melodisi ile ve 6/8 lik ritmiyle herkesin dilindeydi çok büyük başarılara imza atan bu grup, Cem’in eski arkadaşlarıyla yeni bir sözleşme yapmasıyla nihayet buldu ve CEM KARACA-DERVİŞAN topluluğu doğdu.Şubat 1975 de bu değişim sürecinin ilk olgun meyvesi olan “Tamirci çırağı” şık bir kapak tasarımıyla piyasaya çıktı.1979 başında Amerika Birleşik Devletlerine giden Karaca yurda döndükten kısa bir süre sonra eşi ve oğlunu da alarak İngiltere ve Almanya’ya gitti. Eşi Feride,de Cem’in başka bir kadınla ilişkisi olduğu şüphesi doğmuştu, oğlunu da yanına alarak Türkiye’ye döndü. Eylül ortalarında Türkiye’ye dönen Karaca, Uğur Dikmen’le beraber albümdeki parçaların altyapısını ve şan partisyonlarını kotaran Karaca, klavyelerin ve vokallerin kaydedilmesiyle beraber 1980 yılının başında Almanya’nın yolunu tuttu.Cem’in Almanya’ya gitmesinden bir kaç ay sonra Uğur Dikmen, dönemin ünlü müzisyenlerini bir araya toplayıp, kendi klavyesiyle Karaca’nın da sesinin bulunduğu bantlara diğer enstrümanları da kaydederek albümü piyasaya çıkardı. Davulda, Cezmi Başeğmez, Basta, Melik Yirmibir, Gitarda, Berk Yenal,Flütte, Levent Altındağ ve Sazda, Osman Bayşu’nun bulunduğu bu albüm,1980 yılının Temmuz ayında sadece Almanya’da “Hasret” adıyla plak ve kaset formatında yayınlandı. 12. Eylül.1980 darbesinde Cem çalışmaları sebebiyle Yurt dışında bulunuyordu 12 Eylül yönetimi Askeri Hizmetler Koordinasyon Başkanlığı aracılığı ile bir bildiri yayınladı Şanar Yurtatapan, Melike Demirağ, Sema Poyraz, Selda Bağcan ve Cem Karaca’ya yurda dönüp teslim olmalarını, aksi takdirde vatandaşlıktan çıkarılacaklarını ihtar etti.15 Temmuz 1981 tarihine kadar ülkeye dönmesi için süre tanınmıştı,suçsuzluğunu ispat etmeye çalışan Karaca’nın tüm gönderdiği savunma ve kanıtları ile Annesi Toto Karaca’nın çabaları hiçbir şekilde kabul görmeyince ve verilen tarihe kadar yurda dönmediğinden, Cem Karaca Türk vatandaşlığından çıkarıldı. Almanya’da çok sıkıntılı günler geçirdi, Yurt içinde kaset ve plakları da yasaklanmış ve eşinden de boşanmıştı. 1987 ‘nin yazında yedi senelik bir sürgünden sonra, Turgut Özal’ın desteğiyle yurda döndü onu sadece çok yakın arkadaşları ve akrabaları karşıladılar. Türkiye’ye döner dönmez, Avukatı Turgut Kazan’la beraber Fethiye Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurdu yapılan başarılı bir duruşmanın ardından aklanıp, Türk Vatandaşlığına kabul edildi.1987 sonbaharında Cem Karaca’nın dönüş albümü “Merhaba gençler ve her zaman genç kalanlar” piyasaya sürüldü ve büyük bir başarı elde etti.1990 senesinde uzun zamandır yapmadığı bir işi yaptı ve bir müzik yarışmasına iştirak ederek Altın Güvercin Şarkı Yarışmasında “Yahya,Yahya “ adlı bestesiyle birinci oldu.Aynı sene 12.albümü “yiyin Efendiler (Yağma Sofrası) piyasaya çıktı.1994 senesinden 1996 yılına kadar bir ulusal Tv.de proğram yaptı ve sahne çalışmalarını birlikte yürüttü ve bu arada da, İlkim Hanımla (soyadını şu an hatırlayamıyorum) yeni bir evlilik kurdu. 07.Şubat.2005 tarihinde ardında kalıcı eserler bırakarak hakkın rahmetine kavuştu ama…maalesef ki, o derin sessizliğin içinde kendisini rahat bırakmadılar ve DNA testi için mezarını açtırdılar.Şimdi sanıyorum ki ruhu dinlenmiş olarak engin maviliklerde yüzüyordur. Rahat uyu benim ilk gençlik dostum ve arkadaşım Muhtar Cem Karaca….
..



