Gelmeyen Bahar Şiiri - Dr Yusuf Polat

Dr Yusuf Polat
360

ŞİİR


32

TAKİPÇİ

Gelmeyen Bahar

Donmuş tüm duygularım karakışta çığ altı
Belli ki vuslat bir başka bahara
Zihnim buzlu kalbim kar demesinler
Belli ki vuslat yeniktir akıp giden zamana

Maziye gömdüğüm sabıkalı anılarımın
Uyanır hepsi gece baş yastığa konunca
Kır çiçeklerinin renklerini unutur gibi
Unutsam da sessiz gülüşünü
Kokun hala ruhumu sarar seni düşününce

Söyler misin hangi bulutla kanatlanırsın
Hangi rüzgârın omuzunda gelirsin
Kuruyan dudaklarım tek damlana hasret
Hangi gün gönlüme yağmur olup yağarsın

Her kopan takvim yaprağı getirse de seni
Cemre hava su toprağa düştüğünde değil
Senin geldim diyen sesin
Yüzümdeki gülüşe
Kır çiçekleri açtırdığında inanacağım bahara

Dr Yusuf Polat
Kayıt Tarihi : 1.3.2026 06:59:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Denizli

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Tuna Kafkas
    Tuna Kafkas

    söyler misin, hangi bulutla kanatlanırsın...

    güzel dizeler, şiirdi... tebrik ederim...

    bizden de size küçük bir hediye;

    .
    ...
    .
    onca mülevvesliğin üstüne,
    kibrimin yerine tevazuyu öldürürken;
    adını andım…,
    hiç korkmadan allahtan ve
    utanç içinde bile kalmadan insanlara karşı,
    yılanlardan ve korunaklarımı saran
    kara böceklerden sakınma ihtiyâdı
    duymayacak kadar mağrur ve
    dikey tutumluydum bilirsin,
    senin yanındayken bile…,

    her daim huzurunda olduğumu bile bile,
    ah incitmediğim cihetini bırakmadım vefanın,
    ki insanca pek insancaydı sorarsan,
    alemlerin özeti olmanın temsil
    yüklüsünden beklenecek muhabbet…,
    nerdesin;
    mesafelerin buncasını aşamazdım
    girmeseydin kollarıma ve şimdi,
    koyma kendimi özlemek yoksunluğu
    içinde ah nola/yâr…,

    raylı sistemin ve metronun hangi trenine binsem,
    ve gerek otursam gerekse ayakta kalsam sensiz,
    bindiğim vagon ya hüzün ya kahır taşıyor sessiz,
    hangi istasyonda ineceğimin bir önemi kalmıyor
    ve indiğim istasyonda iniyor,
    o kahır ve o hüzün de benimle…,

    ki heves hırsızı dağılmış zihnim;
    ve/us/
    us/lu dur aklım...,
    her gece saat yârimde,
    içimde bir çiçek silkelenir;
    turuncu gül polenleri,
    duyulabilen yegâne ses olan nefesimin
    sığındığı genzimi yakarak…,

    o cin ali koşarak saatleri geri alır,
    ve kendine yalan söylemeyi sever,
    kızçelerin ip atladığı gibi bir rahatlıkla…,
    masal bulamacı işte;

    her gece saat tam yârimde,
    bir şiir;
    cibinliğini çeker paravanın arkasında
    ve son dizesini yazmadan,
    kendine koşar yalın ayaklarıyla…,

    ki yazgıları ortak ve bir noktaya bakan gözlerde,
    hani; karları erimeye yüz tutmuş bir korunun,
    ağaç dalları arasından süzülen
    o solgun gün ışığı hüzmesi altındaki,
    kamaşıklıkla,
    kırk yamalı paltosuna bürünmüş ve,
    yuva sıcaklığından geçmiş bir evsizin,
    bağrı yufkalığınca,
    üşümek ister dizeler…,
    .
    ...
    .

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)