Şu, sisli dağların ardına,
Kara toprağın, tam bağrına,
İzin ver değsin, şu ruhumuz.
Bırak aksın, zaman durmadan.
Kaybolmuş, o eski masalın,
Rüzgar olup, essin özümde,
Rüzgar olup, essin delice,
Yüzyıllardır, bekleyen hece!
Ver bana, o eski hüzünü,
Şu, yalnızlık denen illeti;
Gökyüzünden, daha yücedir,
Sebebi bellidir bilirim,
Yıldızlardan ve şu güneşten,
Yücedir, o garip ruhumuz.
Zira, hasret derin yaradır,
Çıkmak gerek, şimdi tepeye,
Koşmak gerek, o son tümceye,
Toprağa ve taşa dönerek;
Gizlenen, o derin köklere,
Sağlam bir dala tutunarak,
Kurtulmak için, bu boşluktan,
Karanlığın, soğuk sesinden.
*
Gel yoldaşım, uyan gel artık,
Benimle, yeniden doğmaya.
Kayıt Tarihi : 31.1.2026 14:34:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!