Yaratmış inan ki Allah her şeyi
Göster her nesneye yüce sevgiyi
Sen gel ki beraber biz mecz olalım
Seninle biz ayrı hiç durmayalım
Ne rengin ne dilin değiştirmez bil
Tanışmak içindir konuşan bu dil
Gel dönelim dünyanın mihverinde
Dönelim seninle Allah evinde
Allah evi bil ki göğsündeki kalp
Kalbinle sadece yaradana tap
Çabam girmeyesin diye günaha
Gel ne olursan ol katıl dergaha
Oku bak evreni gör sayfa sayfa
Felaha götürür inan bu tayfa
Bende-i Kuranem değilim ayrı
Muhammet aşkına yanarım gayri
Allah varken ümit olmaz olur mu
Mazlum olanlara din sorulur mu
Her zerre dönmekte elbet evrende
Dönmelisin sen de kalp mihverinde
İnsan sevilmez mi sev insanları
İnsan hizmetinde tüm varlıkları
Gel ne olursun gel, kendin için gel
Kendini bulmaya kalmasın engel
Aslına dönermiş elbet her varlık
Eller niyazdaysa gelmez hiç darlık
Karındaşım benim gel ol kardeşim
Beni mutlu eder inan gelişin
Yanarım verirsen cana zararı
Yarın geç olmadan ver sen kararı
Bir elim niyazda birisi yerde
Haktan gelen olur şifa her derde
Şeb-i aruz olur Mevlanaya gün
Mevlana için bil o gündür düğün
Kayıt Tarihi : 7.4.2008 10:29:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Ancak bildiğim bir şey var ki, Allah'a Allah'ın bildirdiği ibadetlerin, özü, kuralı, şeyliyle bir bütünlük içinde ulaşılır.
Hangi niyetle olursa olsun, dine yeni bir ibadet şekli sokan, Allah ve resulünden gelen dine göre hareket etmemiş sayılır.
Usul ehlince kabul edilen bu öz, maalesef gönül ehillerince sürekli atlanmıştır.
Bu nedenle geçmişte, kendilerini peygamberden üstün görenler
Kur'andaki apaçık bilgileri düşünce ve hayatlarında oluşturmayarak, batın diye ne olduğu belirsiz bilgilerle kendilerine din üretenler..
Allah'ın resulüne öğrettiği, bütün mü'minlere Resulüme uyun, onda güzel örnekler vardır dediği ayeti bir kenara iterek, kendilerine göre yeniden din üretip, ibadet şekilleri üretenler..
Ne yazık ki çıkmıştır. Toplumlara egemen olmuştur.
Mısırda kurulan Memluk devletinin halifesi Mısır Sultanı Kalavun, bir gün dışarıdan bir ses duyar. Sesi güzel bir müessin sabah vakti, sabahın sessizliğinde güzel sesiyle bugün salâ diye bildiğimiz güfteyi okumaktadır.
Halife hemen muhafızlarını çağırır. Derhal şu müezzini bulun gelin der.
Adamı getirirler. Müezzin korku içinde, yaptığının büyük bir suç olduğunu kabul ederek, korkudan tir tir titremektedir.
Halife sorar, okuduğun ne?
Kekeleyerek, efemdim ben yazdım. Bir beyitti, onu okumak istedim.
Halife tekrar oku der..
Okur...
Hemen nazırını çağırıp, bu adama bir kese altın verin, ve tez bütün imamlar, müezzinler öğrensin ve İslam ülkelerinde bundan böyle okunsun der.
Hicri 300.yılda Müslümanların hayatına giren Salâ bugün ezandan önemlidir.
Yine Süleyman Çelebinin yazdığı içinde şirke ulaşabilecek sözler olduğu usul alimlerince ifade edilen, mevlidi şerif, kur'anın önüne geçmiştir.
Usul der ki,
Nafileler farz olarak bilinçte algılandığında din bitmiştir.
Hangi niyetle olursa olsun üretilen yenilikler 'bid'atler' nafile ve farz amellerin önüne geçtiğinde din bitmiştir.
Bir semazen için, semanın anlamı, namazın anlamından yüksekse din bitmiştir.
Dini bitiren duygu ve düşünceler topluma egemense, o toplumda dinden söz etmek mümkün değildir.
'Onlar kendilerine Allah'tan gelen dini değiştirerek yeni bir din üretmişlerdir. Halbuki Rabbleri onlara, akıl edip, Allah'a uymalarını önererek, asla şirke sapmamalarını emretmişti'
Şiir sayfamda Hoşgörü 1 ve 2 şiirler var.
Geçmişte, bugün ve gelecekte, kuran özünü, anlayışını egale eden tüm anlayışları itikadım gereği ret ediyorum.
Müthiş bir çalışma yürekten kutlarım selam ve dua ile benden tam puan
buda benden olsun
Gelde dağlar yol osun,
çiçeklensin yaylalar al olsun,
can! Canı cana katalım,
canlar bal olsun.
TÜM YORUMLAR (2)