Bir an dursan karşısında aynanın,
Baksan kendine sırılsıklam;
Sana bakmak istediğim kadar,
Öylesine derin, öylesine delice...
Sonra o hüznü görüp "Gel," deseydin;
Bir sabahın sırma rüzgârı olur,
Dökülürdüm pencere dibine.
Tutunup sancağına çiçekli avlunun,
Fırtına giyinip dağıtırdım sessizliğini.
Nemli bir papatya kokusunu taşırdım
Saçlarının arasına.
Birer buse nefesiyle yıkardım
Yalnızlığının inkılabını.
Sonra usulca bir sakinlikte,
Serin bir nefes gibi inerdim kirpiklerine.
İçini seyrederdim gözbebeklerinin;
Karışarak damlasına gözyaşının,
Süzülürdüm yanaklarına,
Gamzene iltica ederdim...
Sen "Gel," deseydin;
Taze bir tebessüm dağıtırdım dudaklarına.
İçine çektiğin birkaç nefese tutulup
Dolardım ciğerine,
Karışırdım içinin en ücra yerine.
Ne kadar keder varsa yer tutmuş,
Ne kadar acı varsa sana ait
Ve ne kadar hüzne dağılmışsan;
Yakardım can damarından!
Memnu bir saate çağırsan, "Gel," desen,
Uzaktan seslensen;
Her şeyi bir kenara bırakıp
Kaçardım gözlerine...
Ama sen, "Gel," deseydin.
Kayıt Tarihi : 26.06.2026 18:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bir memnu hayalî hikayesi




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!