Bir “gel” dese yine sil baştan severim onu.
Kalbim hâlâ aynı yerden harlar aşkın korunu.
Ama öyle bir yorgunluk bıraktı ki içimde,
Bir adım atmaya bile mecâlim kalmadı,
Galiba mutlu bitiremeyiz biz bu hikayenin sonunu.
Bir seslense, yeniden küllerimi savururum rüzgâra,
I
Bekle beni küçüğüm
umudu karartmadan
sevinci yitirmeden bekle
döneceğim bir gün elbet
bekle beni
Devamını Oku
Bekle beni küçüğüm
umudu karartmadan
sevinci yitirmeden bekle
döneceğim bir gün elbet
bekle beni




şiir, sadece bir özlemi değil; sevmenin insanda bıraktığı derin yorgunluğu anlatıyor. Burada konuşan kişi, sevgisinin hâlâ bitmediğini açıkça söylüyor. "Bir 'gel' dese yine severim" derken aslında kalbinin kapısını hiç kapatmadığını itiraf ediyor. Fakat aynı zamanda, o sevginin onu ne kadar tükettiğini de kabul ediyor.
Şiirin en güçlü yanı, aşk ile yorgunluğu aynı kalpte buluşturması. Sevgi hâlâ canlı; ama onu yeniden yaşayacak güç kalmamış. İnsan bazen vazgeçtiği için değil, defalarca kırıldığı için sessizleşir. İşte bu dizelerde de tam olarak o sessizlik var.
"Bir seslense, yeniden küllerimi savururum rüzgâra" sözü, sevdiği insan için kendini yeniden feda edebilecek kadar büyük bir aşk taşıdığını gösteriyor. Fakat hemen ardından gelen "Bilmiyorum, başa döndürebilir miyiz bu gönül oyununu" cümlesi, umudun yerini tereddüde bıraktığını hissettiriyor. Çünkü bazı yaralar sevgiyle değil, zamanla bile kapanmaz.
"İçimdeki yol çoktan çökmüş bir köprü artık" benzetmesi ise şiirin en dokunaklı yerlerinden biri. Köprü yalnızca iki insanı değil, güveni, umudu ve geleceği birbirine bağlar. O köprü yıkıldığında sevgi kalsa bile kavuşmak kolay olmaz. Bazen kalpler birbirini hâlâ sever; ama kırılan güven, yaşanan hayal kırıklıkları ve yorgunluk insanı aynı yoldan ikinci kez yürüyemez hâle getirir.
Son bölüm ise şiirin bütün ruhunu özetliyor: "Bazı hikâyeler yeniden başlar kalpte, ama aynı yerden, aynı heyecanla yürüyemez insan." İşte gerçek olgunluk da burada saklı. Çünkü aşk bazen bitmez; değişir. Özlem kalır, sevgi kalır, hatta umut bile bir köşede yaşamaya devam eder. Ama insan, yaşadığı acılardan sonra artık eski insan değildir. Aynı sevgiyi taşısa bile aynı cesaretle sarılamaz.
Bu şiir, aslında "Seni hâlâ seviyorum ama eski ben artık yok." diyen bir kalbin sessiz itirafıdır. En acı tarafı da budur: Bazen aşk ölmez; yalnızca onu taşıyan insan yorulur. Ve bazen en büyük sevgi, koşup sarılmak değil, yüreğinde hâlâ severken sessizce olduğu yerde kalabilmektir.
şiir, sadece bir özlemi değil; sevmenin insanda bıraktığı derin yorgunluğu anlatıyor. Burada konuşan kişi, sevgisinin hâlâ bitmediğini açıkça söylüyor. "Bir 'gel' dese yine severim" derken aslında kalbinin kapısını hiç kapatmadığını itiraf ediyor. Fakat aynı zamanda, o sevginin onu ne kadar tükettiğini de kabul ediyor.
Şiirin en güçlü yanı, aşk ile yorgunluğu aynı kalpte buluşturması. Sevgi hâlâ canlı; ama onu yeniden yaşayacak güç kalmamış. İnsan bazen vazgeçtiği için değil, defalarca kırıldığı için sessizleşir. İşte bu dizelerde de tam olarak o sessizlik var.
"Bir seslense, yeniden küllerimi savururum rüzgâra" sözü, sevdiği insan için kendini yeniden feda edebilecek kadar büyük bir aşk taşıdığını gösteriyor. Fakat hemen ardından gelen "Bilmiyorum, başa döndürebilir miyiz bu gönül oyununu" cümlesi, umudun yerini tereddüde bıraktığını hissettiriyor. Çünkü bazı yaralar sevgiyle değil, zamanla bile kapanmaz.
"İçimdeki yol çoktan çökmüş bir köprü artık" benzetmesi ise şiirin en dokunaklı yerlerinden biri. Köprü yalnızca iki insanı değil, güveni, umudu ve geleceği birbirine bağlar. O köprü yıkıldığında sevgi kalsa bile kavuşmak kolay olmaz. Bazen kalpler birbirini hâlâ sever; ama kırılan güven, yaşanan hayal kırıklıkları ve yorgunluk insanı aynı yoldan ikinci kez yürüyemez hâle getirir.
Son bölüm ise şiirin bütün ruhunu özetliyor: "Bazı hikâyeler yeniden başlar kalpte, ama aynı yerden, aynı heyecanla yürüyemez insan." İşte gerçek olgunluk da burada saklı. Çünkü aşk bazen bitmez; değişir. Özlem kalır, sevgi kalır, hatta umut bile bir köşede yaşamaya devam eder. Ama insan, yaşadığı acılardan sonra artık eski insan değildir. Aynı sevgiyi taşısa bile aynı cesaretle sarılamaz.
Bu şiir, aslında "Seni hâlâ seviyorum ama eski ben artık yok." diyen bir kalbin sessiz itirafıdır. En acı tarafı da budur: Bazen aşk ölmez; yalnızca onu taşıyan insan yorulur. Ve bazen en büyük sevgi, koşup sarılmak değil, yüreğinde hâlâ severken sessizce olduğu yerde kalabilmektir.Yüreğinizevsağlık
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta