Ayaz indi memlekete,
Gel, baharı arar bulurum.
Kafiye eklendi şiire;
Gel, ben seni kalemden de korurum.
Bulut dindi mahlede;
Gel, istersen yağmurun olurum.
Fikir verildi hikayeye,
Gel, ben seni kendimden de korurum.
Sen yeter ki gel, bir yol bulunur.
Sevme! Sevmesende senle bir olunur.
Gel sen, gözler sanma bakmaktan yorulur.
Gel, ruhum sevgine soyunur.
Gel, üst düğmem bu sefer vurulur.
Adım at, sen gelmiş kadar olur.
Gelmesen de değişmez kader bir oyundur.
Yine de gel, belki huzurla uyunur.
Gel de gör sana neler sakladım.
Gel, pirinçten taşını ayıkladım.
Gel, bir sigara kaldı bırakamadığım.
Gel sevgisini yıllardır yalnız kaşıkladığım.
Gel, destem yarım oyunun tadı yok.
Gel küsmedim, huyumun o yanı yok.
Gel baş ağır, boyun çökük; yanım boş.
Gel hasretini dağlar boyunca sakladığım.
Gel, hikayesini avuç içimde taşıdığım.
Gel, gençliğimin asi karmaşıklığı.
Gel, yaylamın en taze kaymağı.
Gel, bahçemin gizli zümrüt yaprağı.
Sen bir gelirsen, benden herkes sana gider.
Seversen beni tekrar, benim sevgim sana yeter.
Sarıl! Sarılırsan biliyorum omzumuz hafifler.
Ağla! Ağlarsan aşkı görür o en azılı erenler.
Gel yeniden, söz sana söz yok.
Gir içeri viranemden, yakmaya odun çok.
Gel, böyle yaşamak sandığından zor.
Gel artık! Kelime bilgimin sonu yok.
Bir umut bu, sana ilk çağrı değil.
Sen gel, ben gelmeye yol bulamadım.
Sen de gör, gördüklerimden sonra doğrulamadım.
İstediğin zaman gel, niyetlendiğin an ben ordayım.
Kayıt Tarihi : 7.11.2025 19:49:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




leş gibi sevmek de,
defterden silip sevmek de var,
canda taşıyıp sevmek de,
aklına getirmeyerek sevmek de var,
hatırdan çıkaramadan sevmek de,
kaybolarak sevmek de var,
araya araya sevmek de,
suyu çekilerek, kupkuru dal olup sevmek de var,
sevmek de var çağlayan;
çağlayan…,
gırtlak ile göğsün birleştiği,
insanın can taşıdığı yerden,
en derinden çıkarken sesin,
ve bütün lafızların en yücesinin
en başında, selvi gibi salınırken ve
zarafetine meftun kalırken alemler,
boynu bükük, garip ve yetim bir tevazu ile,
bakarsın ötelere sen,
o\ndan gayrısız bütün mevcudata,
elif aşk…,
surelerin beşincisi ve,
isaya gökten inen sofra manasına gelen
maidenin, ilk iki ayetini;
kırık dökük bir mahreçle okuyan
talebenin sesini dinlemeye çekilen zahmet,
beşinci harf sesinin çıkarılması için
gösterilen çabaya tekâ\bul eder mi
ve o ses, elifin derinliğine özenirken,
ortada mı kalır yoksa;
hani mahrecinde gırtlak ortalarının
pek hafifçe sıkılmasıyla, boğazın
ortasından akıp gitmesine izin verilip,
dinleyenlere ferahlık ikram edilen harfin
telaffuzu gibi ve süreyya yıldız kümesi misali
aktı/gitti/yitti şu ömrün şair senin,
ki tasalanmadın gam kervanıyla gelen
ve payına düşen yükten,
ah;
TÜM YORUMLAR (1)