Gel Şiiri - Muhayyel Gizliay

Muhayyel Gizliay
236

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Gel

Ayaz indi memlekete,
Gel, baharı arar bulurum.
Kafiye eklendi şiire;
Gel, ben seni kalemden de korurum.

Bulut dindi mahlede;
Gel, istersen yağmurun olurum.
Fikir verildi hikayeye,
Gel, ben seni kendimden de korurum.

Sen yeter ki gel, bir yol bulunur.
Sevme! Sevmesende senle bir olunur.
Gel sen, gözler sanma bakmaktan yorulur.
Gel, ruhum sevgine soyunur.

Gel, üst düğmem bu sefer vurulur.
Adım at, sen gelmiş kadar olur.
Gelmesen de değişmez kader bir oyundur.
Yine de gel, belki huzurla uyunur.

Gel de gör sana neler sakladım.
Gel, pirinçten taşını ayıkladım.
Gel, bir sigara kaldı bırakamadığım.
Gel sevgisini yıllardır yalnız kaşıkladığım.

Gel, destem yarım oyunun tadı yok.
Gel küsmedim, huyumun o yanı yok.
Gel baş ağır, boyun çökük; yanım boş.
Gel hasretini dağlar boyunca sakladığım.

Gel, hikayesini avuç içimde taşıdığım.
Gel, gençliğimin asi karmaşıklığı.
Gel, yaylamın en taze kaymağı.
Gel, bahçemin gizli zümrüt yaprağı.

Sen bir gelirsen, benden herkes sana gider.
Seversen beni tekrar, benim sevgim sana yeter.
Sarıl! Sarılırsan biliyorum omzumuz hafifler.
Ağla! Ağlarsan aşkı görür o en azılı erenler.

Gel yeniden, söz sana söz yok.
Gir içeri viranemden, yakmaya odun çok.
Gel, böyle yaşamak sandığından zor.
Gel artık! Kelime bilgimin sonu yok.

Bir umut bu, sana ilk çağrı değil.
Sen gel, ben gelmeye yol bulamadım.
Sen de gör, gördüklerimden sonra doğrulamadım.
İstediğin zaman gel, niyetlendiğin an ben ordayım.

Muhayyel Gizliay
Kayıt Tarihi : 7.11.2025 19:49:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Tuna Kafkas
    Tuna Kafkas

    külçe gibi sevmek de var,
    leş gibi sevmek de,
    defterden silip sevmek de var,
    canda taşıyıp sevmek de,
    aklına getirmeyerek sevmek de var,
    hatırdan çıkaramadan sevmek de,
    kaybolarak sevmek de var,
    araya araya sevmek de,
    suyu çekilerek, kupkuru dal olup sevmek de var,
    sevmek de var çağlayan;
    çağlayan…,

    gırtlak ile göğsün birleştiği,
    insanın can taşıdığı yerden,
    en derinden çıkarken sesin,
    ve bütün lafızların en yücesinin
    en başında, selvi gibi salınırken ve
    zarafetine meftun kalırken alemler,
    boynu bükük, garip ve yetim bir tevazu ile,
    bakarsın ötelere sen,
    o\ndan gayrısız bütün mevcudata,
    elif aşk…,

    surelerin beşincisi ve,
    isaya gökten inen sofra manasına gelen
    maidenin, ilk iki ayetini;
    kırık dökük bir mahreçle okuyan
    talebenin sesini dinlemeye çekilen zahmet,
    beşinci harf sesinin çıkarılması için
    gösterilen çabaya tekâ\bul eder mi
    ve o ses, elifin derinliğine özenirken,
    ortada mı kalır yoksa;

    hani mahrecinde gırtlak ortalarının
    pek hafifçe sıkılmasıyla, boğazın
    ortasından akıp gitmesine izin verilip,
    dinleyenlere ferahlık ikram edilen harfin
    telaffuzu gibi ve süreyya yıldız kümesi misali
    aktı/gitti/yitti şu ömrün şair senin,
    ki tasalanmadın gam kervanıyla gelen
    ve payına düşen yükten,
    ah;

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)