GECEYE DÜŞEN FISILTI
Zamanın duraksadığı o eşik,
Yıldızların yorgun, ayın mahzun olduğu an.
Bir nefeslik sessizlik çöker odaya;
Dışarıda şehir uyumaya hazırlanırken,
Kelimelerle köprüler kurarız karanlığa.
Sonra, sanki unutulmuş bir hatıranın tortusu gibi,
Mısralar dökülür kalemden.
Hüzün değil bu; belki biraz dinginlik,
Kağıdın beyazlığına sereriz buruk bir tebessümü.
Kelimeler yan yana dizilirken,
Maziden anılar eşlik eder bize.
Sadece ruhun duyduğu o kadim melodiyle,
Bir kapı aralanır içimizde uhde kalmış anılara;
Dalar gideriz yaşanması imkânsız o yarınlara.
Uzaklaşır gölgeler, silinir zamanın izi,
Sözün bittiği yerde başlar asıl hikaye.
Zaman şahitlik ederken suskunluğumuza,
Bir fısıltı kalır geriye, o da döner evrene.
Artık ne geçmişin ağırlığı, ne geleceğin telaşı,
Sadece ruhun kendi sessizliğinde bir kıyı;
Kalem bırakılır, mürekkep kurur usulca,
Gözler uykuyla tekrar barışır,
Kurulan tüm hayaller, yazılmayı bekleyen boş satırlarda kalır.
26.05.2026 - Kırklareli
Erman Ulusoy
Kayıt Tarihi : 26.05.2026 03:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!