Gece daha bitmemişti.
Huzurlu bir yorgunluk
çökmüştü omuzlarıma,
gecenin son saatleri
sessizce akıp giderken.
Munzur’dan içtiğim
bir duble rakı,
iki dilim peynir, biraz söğüş,
ardından buz gibi su…
Her yudumda
birbirine kavuştu bütün ırmaklar.
İnatla şelaleye dönüp
uçurumlardan aşağı süzüldüler,
gönlümün ovasına akarak.
Geçtikleri her kıvrımda
bir başka yaşanmışlığı sürüklediler.
Kimi çocukluktan,
kimi uzak yollardan,
kimi çoktan unuttum sandığım
eski zamanlardan.
Sonunda hepsi
aynı yerde buluştu,
gönlümün ovasında
sessizce duruldu.
Söylenecek söz söylenmiş,
susulacak yerde susulmuş,
geçmiş, gecenin payına düşeni
usulca bırakmıştı masaya.
Bir duble rakının dibinde
birkaç memleket hikâyesi,
biraz hasret,
biraz yaşanmışlık kalmıştı.
İşte şimdi
gece bitmeliydi.
Masadan kalktım.
Geride birkaç boş kadeh,
yarım kalmış birkaç söz
ve uzun bir gecenin
huzurlu yorgunluğu kaldı.
Ayaklarım
bildikleri yolu buldu.
Kayıt Tarihi : 31.08.2026 12:32:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!