Bir bardak su düşer masanın kenarından,
cam kırıkları gibi yayılan sessizlik damarlarımda titreşir.
Sen bakmazsın, ben izlerim—
gözlerin, geceyi delip geçen bir pencere aralığı gibi.
Yolda bir gölgeli yaprak süzülür,
rüzgârın parmak aralarından sızan bir hüzün gibi.
Adını söylemek istiyorum,
ama dudaklarım çay kaşığı kadar çekingen,
kelimelerim geceye karışıp bir yıldızın küllerine dönüşür.
Ve ben,
her sabah başka bir şehrin uykusundan uyanırken,
sensizliği bir battaniye gibi üzerime çekerim;
renkleri solmuş sokak lambaları,
sisli kaldırımlar,
ayak izlerimden sıyrılan gölgeler;
biraz sen, biraz unutulmuş bir rüya.
Pencereden geçen kuş,
bırakır havada sırlı bir titreme,
tıpkı sevdanın tenime düşen tuhaf ışık kırıntıları gibi.
Bir zamanlar adını yazdığım defterin sayfaları
rüzgârla karışır,
ve ben her harfi seninle yeniden tanırım,
her kelime bir renk, her boşluk bir gölge.
Sevda mı bu,
yoksa yalnızlık mı?
Bilmiyorum;
ama her ikisi de gecenin içinde
el ele dolaşıyor,
ve ben onların arasında
sisli bir koridorda yolumu buluyorum,
sensizliğin içinde seni ararken
Kayıt Tarihi : 16.1.2026 03:02:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!