Bu gün dizlerim titredi, son defa imiş bu bilemedim önce
"Sevdiğim" dedim içimden "sevdiğimin göğsü kanatlandı, ondan titredi dizlerim" dedim.
Sonra cümlem tam kanatlanıp göğüme konacaktı ki vuruldu senin sessizliğinin gölgesinde.
Çözüldü içimde çözülmemiş ne kadar düğüm varsa...
"O kadar çözemedim ki seni, karmakarışık bir düğüm gibi kaldın içimde" demiştim ya bir zaman.
İşte şimdi çözüldü, çözüldüm...
İnce yağan bir yağmur altında yalnız yürürken uzun uzun konuştum seninle içimden .
Uzun uzun sessizliklerimi, sessizliğinin her notasının içimde bazen delice melodilere döndüğünü, bazen hüzün damıttığını, bazen göğsümün göğüne d/okunup avuç içlerimi öptüğünü anlattım.
Sonra o ince yağmur yerini şiddetli bir sağnağa bıraktı
Bir duvar dibinde saklandım, kalbimi sakladım boğulmasın diye!
Kepenklere vuran damlaların sesi ürküttü beni
Seni arayıp "korkuyorum" demek geldi içimden,
Yanmak mı olmak mı bilmediğim bir merhale
Belki de ölmeden önce ölmek...
Kalbimdeki kuş ne vakittir her kanatlanıp karbugamdan sana doğru yol almaya kalksa kanadı kırılır, düşer eski yerine!
Gönlümün göğü yağmurlarını salar üzerime
Yağmur şiddetlendikçe yangında şiddetlenir.
Yaşlar yanaklarımı aşıp göğsüme akmaya başlayınca başlarım en sevgiliye yakarmaya "Rabbi işrah li sadri..."
Kalbim kınından çıkardığı ne kadar söz varsa hepsini sakladı bu gün.
Duvarlara çarpa çarpa nasırlaştım diyorum ya,
Külliyen yalan. En çok da o kahrediyor beni.
Hâla evladını emziren bir anne kadar şefkat taşıyor göğüslerimden herkeslere.
Hâla kalkmıyor elim beni inciten ellere.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!