O Aranvut kaldırımı aştım, camına vardım. Öyle heyecanlı, öyle ürkek vurdum ki açmayacağından korkarak, açtın ve suratıma çarpan râhiya ile ayıldım. Gül kokuyordu içerisi.
Camdan içeri aldın beni, ürkek ve heyecanlıydın sen de. Öylece bakıyordun kuru kaldırıma, camlar buğulu, dışarısı soğuk.
Oturduk sohbet ettik, yattık.
Kalktığımızda terlemiştik. Çarşaflar ıslak, yastıklar ıslak, biz ıslak. Oturduk yatak ucuna öylece sırıtıp bakışıyoruz.
Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı,
Bir dakika araba yerinde durakladı.
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...
Gidiyordum, gurbeti gönlümle duya duya,
Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya.
Devamını Oku
Bir dakika araba yerinde durakladı.
Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar,
Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar...
Gidiyordum, gurbeti gönlümle duya duya,
Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta