Gönül bahçelerine düşen vakitsiz kırağılar.
Yerle yeksan olan umutlar.
Ayrılık sarkısı söyleyecek rüzgarlarda sonbahar.
Umutvari sözcükler yine boşlukta tarumar.
Rüyalarda irkildi durdu gece masumiyet.
Ömür dediğin an be an ödenen diyet.
El an, afralara tafralara bürünmüş medeniyet.
Acısı kalpte gizlenecek her anı sonsuza dek.
Aptala yatma seansinda yine iç sesim.
Suskunluğa eklenen yıpranmış siyah beyaz resim.
Boşluğa düşer gibi anılar silinmiş isim, isim.
Yerle yeksan olmaya mahkum her cisim.
Kara bulutlar ardına gizlenmiş bu gece ay.
Kılıcı Keskin hilâli adeta gerili yay.
Gökyüzü, ulaşılmaz Evren, beni de kendinden say
Gözlerim isyan havasında sırtımda acı gerçekler.
Alında yaşam çizgisi, sakalımda beddua.
Öfkem büyük Tufan, sığmıyor boşluğa.
Kendine acıma modu mu, bu serzeniş.
Neler sığmadı içimize ki, nedir bu aldanış.
Obamıza koyulmak istenen kara çalılar.
Biliriz ki, güllük gülüstanlık değildir yollar.
Sevdiklerimiz için heba ettiğimiz yıllar.
Sonra bumerang olup; gelip bizi vurdu.
Sonradan görebildik, kuzu postundaki kurdu.
Sordum ayın hilaline, niye keskindir bıçağın.
Oysa sevgi dolu parlıyordu dolunayın.
Dedi ki; suistimâle uğradım sevgi babın'da.
Son halime methiyeler düzülmüştü
Oysa aşk kitabında.
Ne kadar sahteymiş tüm yazılanlar.
O yüzdendendir dedi, hilâlı ayım.
Şu halimi bir müddet mutsuzluğuma sayın.
Çocuk gözler ki; küs bakıyor artık dünyaya.
Suistimallere ugradı sevgi dolu hali ki
Her aldanışta sûkutu hayale uğradı
Küstü kem bakışlardaki riyaya.
Çekti elini eteğini gerçek dünyadan
Gece olunca uykularda sığındı hülyaya.
Kayıt Tarihi : 6.07.2026 00:34:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!