I
Her gecede herkes yetecek kadar acı var
Dünyada fırtına, yürekte yangın,
Sorarım: niçin kavga, niçin hırçın?
Zamanın gölgesinde saklı kalan sır,
Her düşen yaprakla söner mi bu yar?
II
Gece içinden ihaneti haykırır,
Uzaklardan bir köpek sesi duyulur.
Yakınlaşır yalnızlık, nefes kadar yakın,
Karanlık, adım adım ruhuma iner.
Başımı kaldıramam; her taşın altında gölge,
Kaçacak yol yok, acıların ülkesi bu gece.
III
Her gece insanı kaybeder içinde,
Zamanı, günahları, serseri savruluşları.
Acımasız savaşların ortasında,
Varlık ve yokluk ince bir çizgide buluşur.
Ruhun derinliklerinde yankılanır her yara,
Sessiz bir matem, kaybolan bir masal.
IV
Gece yalnızdır, hayatın gerçeği,
Saldırgan bir gölge gibi durur önümde.
Anlam veremediğimiz sözler fısıldar,
Geceden kurtulamayacağımız acılara dönüşür.
Her nefeste ürperir kalbim,
Her adımda büyür kayboluşun hızı.
V
Sararan yapraklarda,
Eski duvarların gölgelerinde,
Kaçıp giden buğulu bakışlarda,
En eski şarkının tınısında
Fısıldar sessizce:
“İşte buradayım,
İçimde kaybolanlar ve kalanlar,
Her zaman bir arada,
Hiç bitmeyecek bir gecenin içinde…”
VI
Ve gece, artık bir karakterdir:
Suskun, asi, hem dost hem düşman.
Her yıldız kayışında bir hikaye anlatır,
Her rüzgar estiğinde unutulmuş acılar canlanır.
İçinde barındırır ihanetin, yalnızlığın,
Sevdanın ve kaderin sessiz yankısını.
VII
Geceye baktım, onun gözlerinde
Zamanın ve mekânın ötesinde bir hüzün vardı.
Ve anladım:
Her karanlık, kendi ışığını taşır,
Her acı, bir şarkıya dönüşür,
Her yalnızlık, bir ruhun özgürlüğüne…
Kayıt Tarihi : 5.3.2016 14:51:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!