Yine basıp gittikçe ardımda kalıyor o mor sümbüllü bahçeler, üzerime kapanıyor gecenin en acımasız rengi.
Verem ettin sen beni dillerde, içimde kök salan o derin hasretinle.
Nasıl yanmasın bu yürek, nasıl erimesin bu can; eller sarıyor seni yaban ellerde, ben ise karanlık bir kamyon kabininde adını sayıkladım.
Ben sana yandım, gelin, yanağı allı gelin; Gaziantep yolunda öldürdün beni, gelin.
Camı biraz daha indirdim, içeri dolan mazot kokusuna karıştı adın.
Bilir misin, bu asfaltta akıp giden sadece zaman değil, sana olan sevgimin, sana duyduğum o can yakıcı özlemin ta kendisidir.
Ben sana yandım, gelin, yanağı allı gelin; Gaziantep yolunda öldürdün beni, gelin.
Uzaklarda bir köy ışığı yanar, içimdeki o körüklü yangını körükler sanki.
Her taşın başında adın, her yokuşun sonunda hayalin durur; ben bu yollarda yürürken değil, sensizliği bu gurbet elde omuzlarken yıkıldım. Göğsümün kafesi dar gelir bu yüreğe, nefes aldıkça batan cam kırıkları gibi batar yokluğun.
Ben sana yandım, gelin, yanağı allı gelin; Gaziantep yolunda öldürdün beni, gelin.
Bahçalarda saz olur, gül açılır, yaz olur derler ama benim ömrüme ne yaz uğradı ne de bu dertten gayrısı.
Ben yarime gül demem, gülün ömrü az olur çünkü; benim sana olan sevdam bir ömre sığmayacak kadar büyük, bir solukta bitmeyecek kadar derindir.
Kilometreler arttıkça aramızdaki mesafe büyür, ama yüreğimdeki o inatçı ateş bir an olsun sönmez.
Ben sana yandım, gelin, yanağı allı gelin; Gaziantep yolunda öldürdün beni, gelin.
Takvim yaprakları düşer yere birer birer, ne bir soran kalır halimi ne de bu yollardan başka yoldaşım olur.
Karanlık çöker omuzlarıma dağlar gibi, bir başıma kalırım bu kocaman dünyada.
Hani o verdiğin sözler, hani o gözlerindeki son bakış vardı ya; şimdi her kilometre taşında o bakış kanar içimde, kimse bilmez çektiğim bu sessiz tufanı.
Ben sana yandım, gelin, yanağı allı gelin; Gaziantep yolunda öldürdün beni, gelin.
Şimdi bu satırları ömrümün defterine yazarken, tamamen kendi kalbimden dökülen bu özgün cümlelerle sesleniyorum sana.
Ne bir alıntı ne de başkasının izi var bu mısralarda; bu acı da, bu yol da, bu büyük aşk da bizzat bana ait, telifi ruhumun derinliklerinde saklı.
Gaziantep’in ışıkları uzaktan göz kırparken, direksiyona yaslanmış bir adamın en saf, en içten isyanıdır bu.
Aracı kenara çekip kontağı kapattığımda, gecenin sessizliğine gömülen yine o aynı nakarat kalıyor geriye.
Ben sana yandım, gelin, yanağı allı gelin; Gaziantep yolunda öldürdün beni, gelin.
Veysel SariKayıt Tarihi : 13.08.2026 20:33:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!