Gel ey cân eyleme cânânı zayi"
Edersin gonca-i verdânı zayi'
Gül olmayan bağa bülbül gelir mi
Edersin ol güzel gülşanı zayi'
Senin aslın-durur sırr-ı "nefahtü"
Öyle sevdalar vardır, biter baslar;
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten
Devamını Oku
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten




Zayi' = Kaybetme, yitirme.
Gonca-i verdân = Gül goncası.
Gülşan = Gül bahçesi.
'Nefahtü ...' = 'Ruhumdan üfürdü-ğüm zaman...1 (Sad; 72)
Nefha-i Rahman = Rahman'in nefesi.
Cevher-i iman = İman cevheri.
Makam-ı kudsî = Mukaddes, yüce makam.
Lâhûtun hüması = İlâhî âlemin devlet kuşu.
Mürtefi seyrân = Yükselen, yükselip çıkan gidiş(seyir).
Mukârin = Yakın.
Sohbet-i Merdân = Şeyhin sohbeti.
Müdavim = Devamlı.
Battal = Boş, işlemez, tembel.
Himmet-i pirân = Şeyhlerin himmeti.
salih baba edebi şiirde kendimi geçmişte buldum birden zamanda yolculuk çok güzeldi..kaleminiz daim olsun ancak.. osmanlıca kelimelerin türkçesi olsa şiirin altında okuyucu çok daha anlıyacaktır sizi...kaleminiz daim olsun vede yüreğiniz
Bu şiir ile ilgili 12 tane yorum bulunmakta