Milyonlar döküldü hac yollarına,
Trilyonlar harcandı tur pazarına.
İhramlar giyildi hak divanına,
Ama kör kaldık biz kardeş kanına.
Kutludur o yollar, başımın tacı,
Gönlümde kanayan bambaşka acı.
Farzdır bu ibadet, lafımız olmaz,
Lâkin kan aktıkça vicdanlar uymaz.
Etrafı tıklım tıklım Müslüman doluyken,
Zalimler mazluma durmadan vururken.
Küçücük bir terör ağı ateşler salarken,
Gazze'de yavrular kefensiz solarken...
Dünyanın her yeri bayram ve seyran,
Mescid-i Aksa'da ağlıyor canan.
Hani kardeştik biz, hani Müslüman?
Yüzler, binler şehit... Yıkıldı her yan.
Sünneti ihyaya koşarken ümmet,
Kurbanlar kesilir, ne büyük nimet.
Lâkin bir köşede nefes kesilir,
Bir lokma ekmeğe canlar ezilir!
Kardeşe can suyu olmaktır evla,
Mazlumun ahını işitir Mevla.
Müminin kalbidir asıl Beytullah,
Zulme susanları affetmez Allah!
Üç beş kuruş sadakayla övünüp,
Görev bitti sanıp rahat uyumak...
Mazlumun ahına uzaktan dönüp,
Yalnızca dillerde kardeşlik sunmak...
Bu nasıl bir nifak, nasıl çelişki?
Vicdanla dünyanın koptu ilişiği.
Bir yanda kutlamalar, o sahte telaş,
Bir yanda bayram günü yağan kan ve taş.
Kusur ne ihramda, ne Kâbe'dedir,
Nifak, vicdanlara düşen bir lekedir!
Kanayan yarayı sarmakken sevap,
Mahşer divanında ne olur cevap?
Bin kurban kessen de nafile inan,
Bir açın karnını doyurmadıkça!
Gazze'de yokluktan göçerken insan,
Farz olan o eli sen sunmadıkça!
Mizan terazisi kurulduğu an,
Sorulmaz mı yetim, sorulmaz mı kan?
Aç yatan komşunu görmezse gözün,
Kestiğin kurbanla ağarır mı yüzün?
Şekle bürünmüşken bütün ameller,
Nasıl da karardı yerdeki vicdan?
Göğe açılırken çaresiz eller,
Susmanın hesabı sorulmaz mı sandın?
Abdurrahman Zaim
Kayıt Tarihi : 29.05.2026 01:37:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiiri oturup "edebi bir eser üreteyim" diye yazmadım; içimdeki o ağır utancı ve çaresizliği başka türlü söküp atamadığım için döküldü bu kelimeler. Bir yanda milyonlarca liranın su gibi aktığı hac turları, kurban telaşları, rengarenk bayram vitrinleri... Diğer yanda hemen burnumuzun dibinde, Gazze'de açlıktan ve bombalardan can veren çocuklar. Koca bir İslam âleminin bu kadar sessiz kalması, üstelik üç beş kuruş bağış yapıp veya bir kurban kesip vicdanını temize çektiğini sanması kanıma dokundu. İbadetlerin ruhunu kaybedip sadece şekle dönüşmesine, bir sünneti yerine getirirken "mazlumu yaşatmak" gibi en büyük farzın ezip geçilmesine isyan ettim. Bu şiir bir vaaz değil; dilsiz yavruların feryadına sağır kalan dünyaya ve aynaya baktığımızda gördüğümüz o sahte rahatlığa, "Biz nasıl bu hale geldik?" diye sorduğum acı bir sorudur.




“Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.”
Rabbim bizlere peygamberiminizin benzetmesindeki gibi her daim birlik olmayı ve bu bilinçle yaşamayı nasip etsin.
Herkes cennete girmek istiyor ama kimse ölmek istemiyor, Mevla bizleri bu paradokstan kurtarsın inşallah.
TÜM YORUMLAR (15)