Fuat Çelik Agirî Şiirleri - Şair Fuat Çe ...

Fuat Çelik Agirî


Kamburlaşmış sırtı, ufalmış ve sapsarı yüzüyle, ipince sırma gibi kirden kıvrım kıvrım olmuş saçlarıyla, ince bacakları eski kot pantolonunun içinde, zamanın içinden fırlamış gibi duruyordu. Uzun yılların yorgunluğunu sırtındaki paltosuyla taşıyor, kalın tabanlı ayakkabılarıyla loş, anason kokulu meyhanenin merdivenlerini ağır adımlarla çıkıyordu. Yüzü yorgundu ama gözlerindeki cesaret hâlâ dimdikti. Sürekli saçlarını düzeltmeye çalışıyor, her hareketiyle geçmişten gelen bir zarafeti barındırıyordu.

Meyhanenin müdavimlerine doğru yaklaşıp avuçlarını açtı. Sesi alçalıp yükseliyor, ama kimseyi zorlamıyordu. “Beş liranız var mı? On liranız var mı?” diye sordu. Ne utanç ne de ezilmişlik hissediliyordu hâlinde. Sadece insanlara, onların vicdanına sesleniyordu. Kimisi cebini yokladı, kimisi gözlerini kaçırdı. Birkaç kişi ona para uzattı. On liralar, beş liralar, on beş lira verende oldu(o da bendim) avucu dolmuştu sıkı sıkıya tutuyordu paraları
Paraları sıkıca kavradığında sesi bir an değişti. Bu kez içinde hafif bir mahcubiyet vardı. Oturanlara dönüp, “Getireceğim paranızı,” dedi. Başını hafifçe eğerek, söylediklerini onaylar gibi bir hareket yaptı. Kimileri tepki vermedi, kimileri aldırışsızdı. Ama o, biraz daha yüksek bir sesle aynı sözü yineledi: “En kısa zamanda paranızı getireceğim.”dediğinde belkide hiç bir zaman buraları hatırlamayacaktı.
Ardından arkasını dönmeden, ağır adımlarla gerisin geri çıktı. Kalın ayakkabıları merdiven basamaklarına sürtünüyor, her adımı yılların yükünü taşıyordu. Kapının eşiğinde duraksadı, sonra sokağın soluna doğru yürümeye başladı. Birkaç adım attıktan sonra, sanki önceden tasarlamış gibi sağa döndü. Kamburu iyice belirginleşmişti. Yolun karşısına geçmek için adımlarını sıklaştırmaya çalıştı. Dengesini korumaya çabalarken, bir maraton koşucusu ya da yüz metre yarışında start çizgisini geçen bir atlet gibi son bir gayretle hızlandı. Karşıya geçtiğinde, gölgeler arasında kayboldu.

Devamını Oku
Fuat Çelik Agirî

Bu kez hikâyenin içinde ben varım. Loş ışıklar, anason kokusu, rüzgârın cama vurup hafifçe içeri süzülen serinliği… Ama en çok da yalnızlığımın sesi. Meyhanedeki herkes kendi dünyasında; kimi eski bir aşkı anıyor, kimi iş güç konuşuyor, kimi sadece sarhoşluğun verdiği neşeye kapılmış gidiyor. Ama ben masamda tek başınamıyım, kendi yalnızlığımla baş başa
dışarıyı izliyorum, camdan sokağa bakıp az önce kaybolan kadını düşünüyorum. O nereye gitti? O, yalnızlığını sokaklara bırakıp yürüyüp gitti. Peki ya Ben ?ben nereye gidecktim? Masadaki içki şişesi, boş sandalye, kendi kendine konuşarak geçirilen bir akşam… Bu hikâyenin devamı ……
Öyleyse sorayım: Bu yalnızlık beni nereye götürüyor? Bu hikâyenin devamında ne var?

Devamını Oku
Fuat Çelik Agirî

Yüzün ay gibi bakışların ürkek ve sabah yıldızı gibi uyanık.Bir anda olsa,daha dün ayrılsakta ,senin yaşadığın şehire geldim.sokak kapısına kadar uzakta bile olsa bir kaç dakkika ,aynı havayı soluyup ve aynı toprağa basmanın buruk mutluluğunu yaşadım.seni uğurlarken hissetiklerimi hissettim !!!!! 19:45 Ankara

Devamını Oku
Fuat Çelik Agirî

Yüreğinin sesinin nasırlaştığını nasıl anlar insan,hayıflanır geçmişe dönememenin gerçeğini kabulenemez

Devamını Oku
Fuat Çelik Agirî

Bazen ölümü hayal ediyorum,
Seviyorum da hatta—
Ölümün manası sessizlik
Ve derin…
Uyanmamak üzere bir uyku,
Uykuları özledim.

Devamını Oku
Fuat Çelik Agirî

Sarı gözler siyaha bulanmış gibi dikilmişti üstünde konuşmak bağırmak isterken bir şeyi fark etmişti eskinin ölümlüsü şimdinin ölümsüzü konuşulmuyordu geldiği bu yerde.Nasıl gelmişti, kimdi vede en önemlisi ismi neydi onun hikayesini yazan ona nasıl hitap edecekti hikayein sonuna kadar böyle hitap edemezdi son bir gayretle hırıltıyla KİMİM BEN KİMİMM 2.09.2022

Devamını Oku
Fuat Çelik Agirî

İşte buraya kadar dedi cenetin bekçisi sarımtırak kocaman iri gözlerini dikerek ama gayet kibar bir şekilde buraya kadar dedi eskisinin ölümlüsü,şimdinin ölümsüzü peki dedi eskinin ölümlüsü şimdinin ölümsüzü meraklı ve ürkek bakışlarla etrafına bakındı etrafını çevreleyen taştan duvar gibi duran ağaçların bir çiçek gibi açmış sarı pembe yapraklarına bakındı sonradan bu hapsolduğu yerdeki duvarlar ZAKUM'larla kaplıydı o an hatırladı bu ölüm çiçeğiydi ve ölüm meleğiydi

Devamını Oku
Fuat Çelik Agirî

Sen ki benim ulaşılmazlarımın hayal kırıklığı,
Sen ki sırlarımın en derin, en karanlık köşesi,
Sen ki sevgim dediğim, sevgisizliğim…

Öyle bir zamanda terk ettin ki beni,
Bağıra bağıra giderken herkes,

Devamını Oku
Fuat Çelik Agirî

Her seferinde, küçük küçük eksildiler,
O eski aşklar gibi, bilincimîn altından kayarak.
Ben mi kayboldum o rüyalarda,
Yoksa o rüyalar mı kayboldu bende?
Sessizlikte yankılanan bir inilti gibi,
Duraksadım, sustum, parçalarımı topladım.

Devamını Oku
Fuat Çelik Agirî


Fuat Çelik Agirî

Benim de
anlarım,
anılarım oldu;

Devamını Oku