O, korunmuş bir enerjidir. Kabuk, bir savunma hattından çok, beklemenin katılaşmış, kahverengi bir felsefesidir. İçerideki gerçek ise her zaman beklenenden daha küçük, ama yoğunluğuyla şaşırtan bir sürpriz. Fıstık, bir çabanın ödülünü, basit bir kırma eylemine indirgeyen haz ilkesidir.
İki yarım kabuk, bir zamanlar bütün olan, şimdi ise ayrılmak zorunda kalan bir ilişkinin kalıntılarıdır. Onları bir arada tutan, sadece kırılma anına kadar süren geçici bir sözleşme. O, hem kendi bütünlüğünü hem de içindeki kıymeti korumak zorunda kalmış, ikili bir varoluş yükü taşır.
Tuz, onun varlığını keskinleştiren, onu gereklilik seviyesine çıkaran suni bir ektir. Fıstık, sadece bir tohum değil; bir boşluk doldurucu, bir anlık dikkat dağıtıcı, doyumsuzluğun en somut ve en hızlı tüketilen minyatürüdür. Kırıntıları, anın hızla kaybolan değeri hakkında sessiz bir ders verir.
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili
Ben senin en çok ellerini sevdim




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta