Bir mezarın başında, titreyen vücutları ve teri hep sıcak kalan elleriyle birbirine sımsıkı sarılmış ölüanne, ölübaba, ölüçocuk ve ölüev! ..
Mezarın ötesinde, mekanik devinimlere uyarlanmış damarlı, mor, kendi dünyalarına ait olmayan element ve kodlardan yapılma elbiseler ile örtülü derileri, kanlı ve kırık tırnaklarıyla çömelip toprağı kazan ölüarkadaşlar, ölüyolcular, ölüsavaşçılar ve ölüfahişeler! .
Bardağı eskiten ölüsu!
Zamanı kemiren ölüsandalye!
Düş ve hayalin dişleri arasında sıkışıp kalmış ölübattaniye! .
Sahibinin beynine her gece bir din gibi iniveren ölüsır!
Her defasında kuyruklu bir yıldızın peşine takılıp, hemcinsine sevdalı kızlar ve oğullar doğuran ölügece!
Bir şehrin urgan satılan çarşıları kenevir
kandil geceleri bir şehrin buhur kokmuyorsa
yağmurdan sonra sokaklar ortadan kalkmıyorsa
o şehirden öcalmanın vakti gelmiş demektir
Duygular paketlenmiş, tecime elverişli
Devamını Oku
kandil geceleri bir şehrin buhur kokmuyorsa
yağmurdan sonra sokaklar ortadan kalkmıyorsa
o şehirden öcalmanın vakti gelmiş demektir
Duygular paketlenmiş, tecime elverişli




evet, bıro hovo, hepsi bu!
çok ölüyüz çoook!
hepsi bu işte, bütün çaba, bütün kavga, bütün acı, bütün sevinç... hepsi bu işte...
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta