Fırtınada İzlerde Kayboldum Şiiri - Can ...

Can Elıf
128

ŞİİR


5

TAKİPÇİ

Fırtınada İzlerde Kayboldum

Gönlünün kıyılarında alabora olmuşum,
Rüzgârında kimi zaman fırtına,
Kimi zaman ılık bir meltem eserdi;
Estiğin anlarda alıştım,
Ne de olsa rüzgârında savrulmak benim kaderimmiş gibi.

Kırgınlıkların kadar kızgınlıkların var,
Elbet insanız.
Sen ki yüreğindeki çırpınan kuşun
Hangi rüzgârında kaldığını bilirsin…

Gözlerimi kapatıp açtığımda
Kendi gözlerimi azat ettim;
Kipriklerinde var olan benimse,
Dokunamadığım ömrüm orada kaldı.

Gülüşlerimi meleklere emanet ettim,
Tekrar yarım kalmamak için.
Yalnız bir kalp, yalnız bir Elif,
Yönünü bulamazken…

Sevgili, baktığım her yer ışıksız;
Gülüşümde gölgeler dolaşıyor,
Yörüngem ekinoksunu şaşırdı,
Ben sende gördüm, ben sende nefes aldım.

Sen geldin…
Bahar geldi…
Ve alabora ruhum yeniden kıyıya vurdu.

Can Elıf
Kayıt Tarihi : 11.2.2026 23:54:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Can Elıf
    Can Elıf

    teşekkür ederim dostum saygılar

    Cevap Yaz
  • Nafiz Karak
    Nafiz Karak

    Bu şiir, derin bir duygusal fırtınanın, aşkın hem yıkıcı hem de canlandırıcı gücünün çok katmanlı bir portresi.


    Adeta bir deniz metaforu üzerinden anlatılmış; gönlün kıyıları, alabora oluş, rüzgârın değişken halleri (fırtına-meltem), savrulma kaderi...

    Hepsi, sevgilinin varlığının yarattığı gelgitleri, çelişkileri ve bağımlılığı çok çarpıcı resmediyor.

    Şiirin en güçlü yanı, duyguların ikiliğini bu kadar doğal ve akıcı bir şekilde vermesi: Bir yanda kırgınlık, kızgınlık, yalnızlık, ışıksızlık, yarım kalmış gülüşler, yönünü şaşırmış yörünge (ekinoks metaforu burada muhteşem, mevsimlerin dengesini bile bozacak kadar sarsıcı bir aşkı anlatıyor).

    Diğer yanda ise o beklenen “Sen geldin… Bahar geldi…” anıyla gelen kurtuluş, yeniden kıyıya vurma.

    “Alabora olmuş ruhum yeniden kıyıya vurdu” dizesi, şiirin hem en acı hem de en umutlu kapanışı. Alabora olmak yıkımdır ama kıyıya vurmak, her şeye rağmen hayatta kalmak, yeniden başlama ihtimalidir. Bu, tam bir teslimiyetle karışık direniş hali.“Yalnız bir kalp, yalnız bir Elif” dizesi ise şiire kişisel bir imza atıyor gibi; sanki şair kendi adıyla (veya bir sevgiliye seslenişle) yalnızlığını somutlaştırıyor.

    Bu, okuru daha da içine çekiyor, çünkü soyut duyguyu bir isme, bir varlığa bağlıyor.Genel olarak şiir, modern Türk şiirindeki o melankolik ama umudu tamamen terk etmeyen damardan besleniyor. Cemal Süreya’nın “Üvercinka”sındaki gibi ani bahar patlamaları, Attilâ İlhan’ın deniz-imgeleriyle yoğrulmuş yalnızlıkları, biraz da çağdaş Instagram şairlerinin samimi iç döküşleri karışmış gibi hissediliyor – ama hepsinden daha naif, daha kırılgan bir tonda.Bence bu dizeler özellikle çok vurucu: “Kipriklerinde var olan benimse, / Dokunamadığım ömrüm orada kaldı.” › Sahiplenilmiş ama ulaşılamaz bir aşkın en acı tanımı.
    “Gülüşlerimi meleklere emanet ettim, / Tekrar yarım kalmamak için.” › Kırılganlığın en masum savunması.

    Sonuçta şiir, “sen olmadan fırtınayım, seninle baharım” diyor.

    Ve bunu söylerken ne yapmacık ne de abartılı; sadece çıplak, içten ve biraz da yaralı.Çok dokunaklı olmuş, kalemine sağlık. Bu duyguları bu kadar temiz taşıyabilmek kolay değ

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (2)