Seyreyle gözlerden akan gülüşü,
Güzele bakmaya bir mani mi var?
Sevaba davet işveli süzüşü,
Aklı ziyan eder, ciğeri yakar.
Seyreyle güzeli, gözler kamaşsın,
Aşka vermek kendini;
Gönlünü söküp koyarak sunağa,
Her şafak vakti ölmek ve
Yeniden dirilmek misali
Ya da
Hüzün mahzenimde yıllanmış
pırlanta değerinde
paçavra umutlarım gizli.
Bir genç için çok yaşlandım
hak versenize bana geçen yılarım
Gözlerini kapatıp yüreğine bak
Ve bir nefes al derinden
Eğer dolu dolu atıyorsam yüreğinde
Ramak kaldı beni damarlarında hissetmene
Ağırlık çöküyor, damarların genleşiyorsa
Sığmaz olup taşmak vaktidir gözlerinden
Şehr-i İstanbul’a küsmek ne mümkün,
Haddine mi düşer be, seni gafil.
Yediğin ekmek, yaşadığın günün,
Bedeli ödenmiş terinle çil çil.
Zengini, fakiri, açı, ayyaşı …..
Gök delindi bütün gün
Şehir kuşatma altında
Damla damla kurşun yağıyor
Aşıklar yapayalnız sokakta
Cam buğusuna kalbimi çizdim
Gönlüme sordum; sen neydin?
Hep biçare berduş idim.
Cehennemi bilmez iken,
Öldüm öldüm de, dirildim.
Yaşar iken ölmek ise,
Titreme sardı bedenimi yine
Nedeni ne nedeni?
Ayırıp gittiğinden beri
Zangır zangır üşüyecek miyim böyle?
Üç aşağı beş yukarı
Köyümde bir ağaç yeşerdiğinde
Köylüler yeşerdiğinde
Ve Köylerim yeşerdiğinde
Yemyeşil yemyeşildir Ülkem
Benimdir yeşil, Ülkem ve Yeşil.
Toprak kokusudur vatan
Bir kalem darbesiyle mahvederim seni
Kara kara yazarım silinmez mürekkeple
Dağlara taşlara yazarım yırtamasınlar diye
Anlayacağın yazarım seni şiirime.
İşte o zaman bakamazsın kimselerin yüzüne
Cüzdanındaki kimliğine, senliğine
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!