Gökkuşağının altında duran hazine
Aşk
Sadece güneş ve yağmurun düğününde öpülür
Rengarenk dudakları
Kibirli bir gecenin sonunda
Dün gece,
Aşkımı kar taneciklerine teslim ettim
Bol bol yağsınlar, toprağı örtsünler diye
Sonra bir kar topu yapsın çocuk parmaklar
Yuvarlanıp büyüsün, çığ olsun diye
Kuşlara nispet kanat çırpan yüreğim
Ey uslanmaz benliğim
sen mi doyuracaksın nefsimi?
Bu ahval hayır değil
vuslata özlem ölüme meyil
Sözün yetmediği andayım.
Huzurun bulunamayacağı gafletler içinde,
Sana uzattığım aşkın bileklerini
Vur vura bilirsen prangalara, kilitlere.
Kurda kuzu teslim ettim
Huda ya bin secde ettim
ettim de geldim sılaya
bak...
bak / geldim
sana geldim
Unutulmak güzel şey
aşk romanının sayfaları arasında kurutulmak
Geriye dönüp bakmamak
nefes nefes atmak içinden kokumu
Beni unutmak güzel şey kadınım
ölüyüm
Ölümlerden ölüm beğendim
Senin elinden olacak en güzelini
Yani
seni ölümüne sevmeyi.
Aşkın kasırgası estiriyor
Damarlarımda bir damla kan
Tüyler diken diken
Kalbim yüz metre finali koşuyor.
....sence ne bu?
Aşık mıyım yoksa sana,
Acı çekiyorum ben
Boğuluyorum sanki
Yaşlar akıyor yanaklarımdan
Ciğerim sızlıyor be ciğerim
Bu haşmetli acılardan
Mert bir delikanlının yalvaran gözleri
gururunu ayağının altına alıp çıktığı yola
döşediği taş diye kumladı üstünü
aşkını, evini, kahvehane arkadaşlarını.
Çekti gitti mi acaba?
Sormaya yetmeyen kelimeler düğümlendi boğazına
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!