Feryad-ı İsyanım Şiiri - Yahya Kaydul

Yahya Kaydul
19

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Feryad-ı İsyanım

Bir zamanlar adın, dilimde bir duaydı,
Eşiğinde beklemek, ömre bedel bir sevdaydı.

Yollarını gözlemekten yorgun düşen bu gözler,
Şimdi ufkunda bir toz bile görmeyi istemezler.

İsyansa isyan bu, sessiz bir fırtına,
Yüklemiyorum artık bu yükü senin sırtına.

Gelme demiyorum bak, gelemezsin zaten,
Ruhumun kapıları kapandı çoktan, hem de kasten.

Ne aramanı bekliyorum, ne de bir parça sevgi,
Bitti o içimdeki bitmek bilmez sergi.

İstemediğimden değil bu suskunluk, anlasana,
Hissetmiyorum artık; yabancıyım sana da, hatırana da.

Neredeysen orada kal, o sokağa ait ol,
Benim içimde kapandı gitti o son açık yol.

Ben kendi içimde hallederim yarım kalan ne varsa,
Dünya dönsün dursun, senin ekseninde batsa da.

Kelimelerim bitti, yangınım küle döndü,
Sana yanan o fener, bir gece ansızın söndü.

Sitemim sana değil, seni her şey sanan kendime,
Artık ne sesin lazım bana, ne de gölgen tenime.

Zamanında bir nefesin için dünyayı yakardım,
Her kapı çaldığında, sen diye yollara bakardım.

Şimdi kapım kilitli, pencerem ise kapkara,
Ne merhem kar ediyor artık, ne de gerek var sargıya.

Sitemim dağları aştı da, bir sende yankılanmadı,
İçimdeki o çocuk, bir senin kapında barınamadı.

Şimdi o çocuk büyüdü, oyuncağı ise sessizlik,
Seninle kalabalık olmaktansa, bende kalsın bu eksiklik.

Hangi gölgeye sığındıysan, o gölgenin kulu ol,
Bende arama artık, kapandı o tozlu yol.

"Affettim" demiyorum, affetmek bile bir bağdır,
Benimki unutmak değil, aramızdaki koca bir dağdır.

Kendi içimde susturuyorum artık o eski feryadı,
Dudağımda bıraktığın o ekşi, o buruk tadı...

Hallederim diyorum ya, inan bana ederim,
Senin olmadığın bir yolda, tek başıma da giderim.

Sana ait ne varsa kalsın o uzak diyarlarda,
Adın bile anılmasın bu soğuk duvarlarda.

İstemiyorum gelmeni, sevmeni, hatta hatırlamanı;
Ben çoktan durdurdum seninle geçen o yalan zamanı.

Söndürdüğün o fenerin izi bile kalmadı bende,
Ruhumu azat ettim, hapis değilim artık o kederde.

Sana dair ne bir sitem bıraktım, ne de küçücük bir heves,
Aldığım her yeni nefes, senin olmadığın o hür nefes.

Kelimelerim artık sana değil, kendi yaralarıma merhem,
Seninle geçen her saati, ömrümden saymıyorum madem.

Gölgeni çek üzerimden, güneşin doğuşu yakın,
Yıkık dökük o maziye, bir daha dönüp bakma sakın.

Sırtımdaki o kamburu, bir çırpıda söküp attım,
Seninle kurduğum her düşü, bir gece vakti yaktım.

Artık ismin geçse bile, kalbimde bir sızı duyulmaz,
Kendi külünden doğanlar, bir daha sana sorulmaz.

Ne bir borcum kaldı sana, ne de verilecek bir hesabım,
Kendi sessizliğimle barıştım, bitti o eski azabım.

Aramızdaki o derin uçurum, artık huzur veren bir boşluk,
Meğer sana duyduğum o sevda, ağır bir sarhoşluk.

Git şimdi, ait olduğun o sahte masallara sığın,
Bende bitti o bitmek bilmeyen hayal yığın.

Adımlarım artık sağlam, bakışlarım ise cam gibi berrak,
Senden kalan son hatırayı da, rüzgâra savurdu bu toprak.

Kendi gökyüzümde kuşlar uçuruyorum artık özgürce,
Sözlerimi noktalıyorum, bu son isyan bittikçe.

Yolun açık olmasın gerekirse, ama benden ırak olsun,
Bırak bu dertli sayfa, seninle beraber kaybolsun

Yahya Kaydul
Kayıt Tarihi : 21.2.2026 09:40:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


"Dem'in fon müziği, kağıda dökülen melankolik dizelerin notalara bürünmüş halidir; sözün bittiği yerde duyguların tercümanı olur."

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!