22 Kasım 2007 tarihinde İstanbul Şişli’de doğan Ferit Çalış, yaşamını İstanbul’da sürdürmektedir. Eğitim hayatına İstanbul’da devam eden Çalış, Ahi Evran Ticaret Meslek Lisesi’nde son sınıf öğrencisidir. Aynı zamanda bir Serbest Muhasebeci Mali Müşavir (SMMM) yanında staj yapmakta olup yaklaşık üç yıldır bu alanda önemli bir mesleki tecrübe edinmiştir.
Edebiyata ve özellikle şiire olan ilgisi 2023 yılında başlamıştır. Şiiri yalnızca yazılan bir metin olarak değil, aynı zamanda duygu ve ritimle birleşen bir ifade biçimi olarak görmektedir. U ...
EFLAL’İİMMM
Senin o güneş ışıklı, bahar kokulu gözlerinden mahrum kalmaktan öyle korkuyorum ki…
O gözlerine saatlerce bakmalıyım; ancak o zaman ne hissettiğimi anlatabilirim. Ama bir yandan da sana yazmalıyım; seni yüreğimin sesinden mahrum bırakmamalıyım diye düşünüyorum.
Ayrılışımızdan sonra damağımda garip bir tat kalıyor. İşte bu yüzden eflalim… Sana yazarken, telefonla konuşurken, mesajlaşırken öyle içli bir çocuğa dönüşüyorum ki; durmadan nazlanmak, sızlanmak istiyorum. Güneşte, denizin sonunda mavi bir duman gibi gözümde tütüyorsun. Oysa ben seni bir hayal gibi değil; sahiden kalbimde, aklımda görmek istiyorum. Çünkü sen buradasın, bu ülkedesin; etinle, kemiğinle… Kırmızı ağzınla, kocaman gözlerinle.
Okyanus kalpli eflal’iimmm, kalbini dalgalandırma sakın. Sen var git, mehtap uyanmadan güne merhaba de; ben de bu güzel okyanusta bir yelkenli gibi sarhoş olup sahillere vurayım.
Yorgunum eflal’iimm… Çürümüş sulardan, yalanın ve ahmaklığın bataklığından geçtim; adam boyu sazlıklarda kaybolmadan. İzinle, sularında arınıp biraz dinleneyim. Anlayacağın, bu yolculukta ne senin beyaz dişlerinde ezilen üzümlere doyabildim, ne de ilkbahar sabahına benzeyen yatağına.
Eflalimm.. Birtanem.. Son mektubunda diyorsun başım ağrıyor ferit’im yüreğim sersem. Seni asarlarsa seni kaybedersem diyorsun. Yaşayamaammm! Yaşarsın gülüm yaşarsın.
Kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarlarda. Yaşarsın kalbimin kızıl saçlı bacısı. En fazla 1 yıl sürer yirminci asırlarda ölüm acısı. Ölüm! İpte sallanan bir ölü, bu ölüme bir türlü razı olmuyor gönlüm. Ama inan sevgili zavallı birinin siyah kıllı örümceğe benzeyen eli geçirecekse ipi boğazıma… Mavi gözlerimde korkuyu görmek için boşuna bakacaklar ferit'ine.. Ben alacakaranlığında son sabahımın dostlarını ve seni düşüneceğim. Karım benim karımm.. Gözleri baldan tatlı arım benim. Ne diye yazdım sana istendiğini idamımın.. Daha dava ilk adımında koparmıyorlar şalgam gibi kocanın kellesini.. Hadi bunları boşver, bunları takma.. Paran varsa eğer bana bir fanila don al. Tuttu yine bacağımın siyatik ağrısı.. ve unutma sevgilim daima iyi şeyler düşünmeli bir mahpusun kocası..
İlk gün göz göze geldiğimiz elbiseni çıkar sandıktan… Giyin Kuşan.. Benze Bahar Ağaçlarına. Gülüm
Seyredeyim tepeden tırnağa seni… Göreyim yılbaşı ağacı gibi süslendiğini. Işıl Işıl, yeşil yeşil.
İlk gün göz göze geldiğimiz elbise.. Çorapların örümcek ağından ince olsun. Ayakkabıların taze badem kabuğu gibi narinn.. Boynunda gerdanlığın olmalı.. İlk Gün Göz Göze Geldiğimiz Elbiseni Çıkar Sandıktın… Geç endam aynasının karşısına bacım.. Seyredeyim tepeden tırnağa seni… Göreyim yılbaşı ağacı gibi süslendiğini.. Odama girdin, ayak bastın.. bin yıllık beton çayır çimen şimdi. Güldün güller açıldı penceremin demirliklerinde, ağladın avuçlarıma döküldü inciler… Hürriyet kadar zengin ve aydınlık oldu odam.. Hoş geldin Eflaliimmm..
Anası bana bir oğlancık doğurdu; kaşsız, sarı bir oğlan masmavi kundağında yatan bir nur topu, üç kilo ağırlığında.
Benim oğlan dünyaya geldiği zaman, çocuklar doğdu Korede,
sarı ay çiçeğine benziyorlardı. Makartır kesti onları,
gittiler ana sütüne bile doymadan
Benim oğlan dünyaya geldiği zaman, çocuklar doğdu Yunan zindanlarında, babaları kurşuna dizilmiş. Bu dünyada ilk görülecek şey diye demir parmaklığı gördüler.
Benim oğlan dünyaya geldiği zaman çocuklar doğdu Anadoluda, mavi gözlü, kara gözlü, elâ gözlü bebeklerdi. Bitlendiler doğar doğmaz kim bilir kaçı sağ kalır mucize kabilinden.
Yanaklarından öpmeye korkardım Dudaklarının kenarlarına değerse diye Avuçlarında bıraktım tütün kokan sakallarımı Anlatması zor böyle şeyleri hatırlayınca Aklım takılınca uykularda zehir oluyor zaten Alıştım Geceleri uyumakta işime gelmiyor aslında Ama hatırlarım hatırımda kalan her şeyi kendimi zorlayınca Tarçın gibi kokardı parmakları Belki o da bilmezdi nasıl koktuğunu Söyleyemedim neyin ne olduğunu Kaldı gitti eski günlerin hatrında Ağlaması zordu gözleri küçülene kadar Küçülürse gözleri anlardım konuşmalarından Gözündeki tek yaşına ömür vermek vardı be Neyse işte, öyle kolay değil birden anlatmak Öylesine omuzunda tüketmek birisinde hayatı Özleyeceksin geçirdiğin onca güzel anıları Ellerin kavuşunca bırakmayacaksın Her fırsatta resim çizeceksin parmak uçlarınla ayaklarına O güzel hayatın Nerde kalmıştık Öpmeye korkardım yanaklarından Ya utanır da yüz çevirirse diye Utanmasın diye şarkılar söyledim gerdanına sessizce Ondandır omuzlarımdan düşen düşünceler O yüzden söylüyorum ya Şarkıların arasında şiirler
Yeşil Eriğiimm… içine hapsolmuş çekirdeğinim senin.. hapiste günler ağır geçer diyorlar. Olsun.. olsun.. olsun be. Ben vazgeçtim hürriyetimden yeter ki yetim bir çocuk gibi bırakma yüreğimi gülüm. Zira sensiz bu can bir yüktür yüreğime… kaldır öpülesi alnını ve bak bana. Karım, kızım, yoldaşııımmm... ulan bir tek gözlerim değişmemiş sana.. gelip geçmenin hüznü olabilir yüzümde. Ama gözlerim değişmemiş sana.. benim en büyük kudretim, senin olduğum ülkemde.. türkiyemde olduğunu bilmektir. Hatta şuan ıslak geceliğinle balkondasın.. dokunmaya çalışıyorum ince parmaklı ellerine, yoroz değil kararan.. yoroz değil. Faroz hiç değil. Yüzümde ayrılmanın kederi var bu akşam… biraz da ferit’im yaşlandık demenin hüznü var.. ama sen bakma insanlara kaldır öpülesi alnını ve bak bana. Ulan bir tek gözlerim değişmemiş sana. Atakum sahillerinde sıtmalı hayvanlar gibi aşkından titrediğim eflal’imm… Aylar sonra rastlaştığımızda bana yaşlandık dedin.. bozulmadım. Ama ferit’im yaşlandık dedin.. 8 Ay bu cümleyi mi bekledim gülüm. Yaşlanmak etin sarkması değil.. saçın beyazlaması… alnımızın kırışması hiç değil.. ne vırr! Bu akşam gel buna başka bir anlam bulalım eflal’immm.. Yaşlanmak aşktan korkmaktır, yaşlanmak ölümden korkmaktır, yaşlanmak kendinden başka kimseyi sevmemektir… mesela. Kaldır öpülesi alnını ve bak bana.. karım, kızım, yoldaşımmm… bir tek gözlerim değişmemiş sanaa…. Bir tek gözlerimmm!!!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!