Sana bir haller olmuş sevdiğim
Şiir kitaplarına her baktığımda
Elif misali hep dik duruyordun
Ama artık öyle duramuyorsun.
Şimdi hangi imla kitabına baksam
İfadeleri ayıran virgül misali
Sıcaklığın elime, siman gözüme düşmüş
Suskun gecenin mahrem saatlerinde.
Kollarımız zamana, sırattan bir köprü,
Gönüllerimiz mehtabın sessiz izinde.
Sen, ben ve sevgi dolu hayallerimiz
Usulca su gibi akıyoruz gecenin içinde,
Belli ki,
Aklın hâlâ geçmişin türküsünde takılı,
Kim bilir, heybende daha neler saklı,
Zira bakışlarında "keşkeler" in izi okunuyor.
Lisanın "seni seviyorum" diye niyaz etse de,
Hicranın gözümde bir kördüğüm,
Ey dağa taşa, her yana sorduğum,
Ey gönül gözüyle başka gördüğüm,
Yüreğimde bir sır, gizlediğim sensin.
Aklımın kör kuyusunda çözemediğim
Ne boyunla övünecek endâmın var,
Ne de yıldız gibi ışıldayan gözlerin...
Ne simâ-yı bedr gibi bir cemalin var,
Ne de güneş gibi münevver gülüşlerin...
Ne dürdane misali parlak dişlerin var,
Ne de âhım şahım bir güzelliğin...
Narin bir yürüyüşü vardı,
Şiir mısralarında gezer misali
Çıtkırıldım.
Derya mavisi gözleri vardı,
Bakışı, doğa manzarası suretinde
Kırgınlık,
Hiçbir ifadede olmayan ağır bir acı barındırır.
Kırgınlık bambaşka bir şey;
Üzülmekten, küsmekten öte bir şey.
Üzüldü mü veya küstü mü insan,
Yüzünde gölgesi belli olur,
Unutamadığın hatıraların var,
Benden saklayamazsın.
Ellerinde günahtan izler var,
Onları paklayamazsın.
Sen o piçe mutluluk ve saadet,
Unutamadığın hâtırâtın var,
Benden pinhân edemezsin.
Ellerinde günâh izleri saklı,
Onları pak edemezsin.
Nazarında bir melâl gizlidir,
Dibinde güneşlenirdik duvarın,
Zarar verecek bir şey yapmazdık hiç.
Gölgesinde otururduk ağacın,
Gövdesinden kırıntı koparmazdık hiç.
Dost olana hep dostça sarılırdık,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!