Ninniler susmuş bu gece,
yeryüzü ağlar
Karanlık boş beşiklerde
kaç annenin kalbi sızlar
Kundaktaki bebeği öldüren
Gül, gülistan kalplerde büyür demiştin,
İlkbaharın ilk yağmurunda sel oldu yüreğin
Solgun gülleri bıraktın da gittin gardaşım.
Sen ne ettin gardaşım
Yalan dünyanın tüm çirkinliğini
Sen varsın bu şiirde,
yazdığım her kelimede…
Akdeniz şahittir…
Zakkûm çiçekleri,
Lavanta kokuları,
Palmiye ağaçları şahittir…
Gönül dağımın yamaçlarında,
baharı bekleyen çiğdem çiçekleri gibi
saklı bir hasretti seni özlemek.
Saçlarına akşamın en kızıl vaktini bağlamıştın,
göğün utangaç yangınından aldığın şalı
Hüzzamlı şarkılar, prangalı şiirsel duygular
Sorun olmayan sorunlar, karışık rüyalar
Ansızın vuran sevgi nöbetleri…
İçime çöreklenmiş hasret türküleri…
Bir şiir daha yaz diyorsun, yazamıyorum
Hayat bazen insanın önüne
adını koyamadığı boşluklar bırakır,
Ne eksik olduğunu bilirsin
nasıl tamamlanacağını bilemezsin.
İşte sen,
Sahilin kumlarında yürüyorum yalınayak.
Denizden sevda meltemi esiyor…
Ayağıma taşlar batıyor,
yüreğime hasret türküleri…
Yürüyorum öylece…
Unutmadım. Senden hiç gitmedim..
Benden hiç gitmedin..
Her yel estiğin de,
Aşk rüzgarları kokunu getirir..
Her aklıma geldiğinde
tam şurama bir şeyler olur..
Bu kaçıncı bilmiyorum,
bir şeyler yazmak istiyorum.
İçimi mısralara dökeyim diyorum,
olmuyor…
Hep yarım kalıyor sana olan hasretim.
Dere gibi akar gidersin,
bazen sığ, bazen derin.
Gün gelir yüreğin de sağanak yağmurlar,
sel olursun taşarsın.
Sonra koca bir deryadasın,




-
Selim Koç
Tüm Yorumlarbu güzel şeyleri bizlere armağan ettiğiniz için minnettarız